TEŞHİS KOLAY, TEDAVİ ÇOK ZOR… - Faruk Haksal

Grip olsa ilacı var…

Kanayan yara olsa, bağlayıp üstüne bastırırsın.

Ama bu illetin çaresini bulmak zor, çok zor!

Kaynağında neler olduğunu tam olarak tespit etmek de kolay değil.

Kişilik arızası mı?

Psikiyatri ana bilim dalı meselesi mi?

Yoksa böbrek mi; omurga mı, ciğer mi?

Yoksa, daha kişisel, daha derin, daha kalıtsal, daha doymak bilmeyen bir ihtiras çemberi [falan] mı?.. Say say bitmez; araştır soruştur tükenmez…

Ateş her daim 39’un üzerindedir.

Hiçbir ilacı mide kabul etmemekte, hazmedip öğütmemektedir.

Sonuç olarak “durum vaziyeti” sürmekte; dönüp dolaşıp, ona buna da bulaşıp, inatla sürdürülmektedir.

Çekişme – didişme - bir türlü bir araya gelip birlik olamama – kendisinin merkezinde olamadığı her şeye/her eyleme/her düşünceye çamur atma – karalama - hizip – öfke – nefret – düşmanlık duygusu… vs! Sayın ve sıralayın gücünüz yettiği kadar, bu dipsiz kuyunun tabanına ulaşmak pek mümkün değildir.

Ve… İşte sayrılığın temelinde ve kökünde saf tutan belirtiler ve yan tesirler bunlardır…

Çevreymiş, demokrasi-özgürlük-ekonomi-adalet-eşitlik falan ve filan: Koyun sepete…

Önemli olan vitrindir.

Bütün bu değerler [ancak] vitrine sığdıkları kadar değerlidir…

Kişiliği cilaladığı kadar önemlidir.

İşte size en somut bir örneği daha…

Geçtiğimiz hafta Didim halkı bir araya gelmeye adım attı.

Balık çiftliklerine ve bunlarla entegre çalışacak OSB’lere karşı meydanlarda, valilik tarafından düzenlenen otel toplantılarında ve Akköy’deki ÇED girişiminde omuz omuza olmaya çalıştı.

Oldu da!

Ve ilk adım atıldı, başarıldı, mücadele sürüyor; sürecek…

Ama… Sözünü ettiğimiz hastalık virüslerini o meydanlara da, o toplantılara da saldı.

Kalabalığın kenarında bir köşede durdu, fotoğraf çekti, sosyal medya silahına sarıldı, karalama, üstünü örtme çabaları ile gönlünü avuttu… Ayrılıkçı, bölücü bir köşe kapmaca egosuna sarıldı, sarmalandı…

Aslında, bu yazıda sıralamaya çalıştığımız değerler ve gerçekleri bir yana bırakalım… İşte ortaya çıkan bu görüntü açığa vurmaktadır her şeyi.

Takke, her olayda bir kez daha yere düşmekte ve geride kalan ne ise, o… Tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmaktadır.

 

Tüm mesele; “ego”larımızdan [biraz da olsa] kurtulabilmek ve içtenlik, dürüstlük, gerçekten kamu yararı, çevre değerleri, demokrasi, sosyal adalet, hukuk devleti gibi değerleri gözümüzün bebeği gibi koruyup, içselleştirebilmektedir.

Başarabilecek miyiz?

Başarmak zorundayız!..

 

@farukhaksal42

farukhaksal@gmail.com

www.haksal.av.tr

 

Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 3.94.202.172
Tarih: 24.2.2020
Akbük Mahallesi 1021 Cadde No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Didim - Aydın
www.akceder.com