İNSANLIK HÂLÂ AYNI YERDE, DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK - Selma Soyak

Geçtiğimiz günlerde yazılı basında çıkan bir haber çok ilginç geldi bana.
Ne yazık ki, tüm dünya halkları bütün sosyal sınıflarıyla birlikte ben-merkezci düşünüş ve yaşayış biçiminde hızla yola alıyor. Dünyanın her yerinden yükselen “bu virüs belasını elele yeneceğiz” söylemleri sadece orta sınıf halkların korku anında tutunacak dal arayarak kendilerini tüm insanlıkla aynı noktada görmelerinden, yönetimlerin de belki de inanmak zorunda kaldıkları süslü söylemlerinden öteye geçemiyor.
Haberde Fransa’nın başkenti Paris’te salgın hastanesi olarak ayrılmış hastanelerden birinin acil servisinde görevli enfeksiyon uzmanlarından ünlü bir doktorun önerisi yer alıyordu.
Doktor diyor ki: Bütün ilim adamları corona virüse karşı aşı geliştirmeye uğraşıyor. Denenmeyi bekleyen pek çok çalışma var. Bu denemeleri Afrika halkları üzerinde yapalım. Çünkü o kadar fakirler ki, ellerinde ne maske, ne koruyucu araçlar, ne yatacakları hastane ve yoğun bakım üniteleri, ne tedavi edici ilaçlar var.
Yaklaşımın iğrençliğine bakar mısınız?
Bu söylemin ardından aynı doktorun yardımcısı olan doktor;
-    Bu fikre neden itiraz ediyorsunuz ki, AİDS için olası tedavi denemeleri ilk defa Afrika’daki hayat kadınları üzerinde denenmişti ya…”
… savunmasını yapıyor. Bu haberin ardından Fransa’nın sol partileri birbirlerinin peşinden bu teklifin kepazeliği hakkında beyanlarda bulundular ve sonra bu teklif unutuldu.
Bu noktada korkutucu olan Batılı halkların sömürgeci düşünüş biçiminin yüzyıllar öncesinden bu yana hâlâ sürüp geldiğinin belirginleşmesiydi.
Geçmiş yüzyıllara bir göz atsak salgınla kırıma uğrayan Avrupa halklarının ve yönetimlerinin koskoca Afrika kıtasının her bir yanını iliklerine kadar sömürdüklerini körler bile görür, değil mi? Üstelik öyle sömürdünüz ki, koskoca kıta insanlarının yiyecek bir kuru ekmeği kalmadı. Sizler bugün corona virüs salgınıyla evlerinize sığınmış depoladığınız yiyeceklerle salgının geçmesini beklerken Afrika’da her gün yaklaşık 8.500 minicik çocuk açlıktan ölüyor. Ve hâlâ içinizden bazıları sizleri tedavi edebilmek için corona virüs aşılarını Afrika’nın aç halkları üzerinde denemeye izin istiyor. Nasıl olsa ölüyorlar bahanesine sığınarak…
Hiçbirinizin de sesi çıkmıyor, medeni Avrupa halkları, kapitalizmin iyi neferleri olarak. Aşıyı onlarda deneyip tedavi edici olduğuna karar verirseniz kendi ülkelerinize getirecek, kendi kıtanızda kullanacaksınız, Afrikalılar ölmeye devam edecek açlık ve hastalıktan ve siz onların sesini hiç duymayacaksınız yüzyıllardır olduğu gibi.. İşte tam sömürgeci mantığı…
Bir kıta halkının felaketlerinin üzerine basa basa konfor içinde yaşamak, sonra da dünyanın bütün gelişmekte olan ülkelerine medeniyet dersi vermeye kalkışmak. Toplumları ilk defa bir salgınla sallayan doğal afet karşısında AB’nin dökülen yaldızları…
Dağılıveren Avrupa Birliği…
Türkiye’yi kapısında bekleterek medeniyet koşulları öne süre süre birlik üyesi olmasını reddeden AB…
Bu iğrenç tutumlarıyla zaten sevmediğim Avrupa halklarını bir kez daha gözümden geçirdim. Sevdiğimiz, bazen eleştirdiğimiz, bazen medeniyette geri mi kaldık diye düşündüğümüz güzel Türkiye’mi düşündüm. Mustafa Kemal Atatürk’ün mazlum milletlerin gelişimine yaptığı katkıları, sömürgecilik gaddarlığına hiç bulaşmamış genç cumhuriyetin insanlarını, bugün yaşananları düşündüm. Bu güzelim ülkede hiç bir ilim ve bilim insanından bu denli vahşi fikir ve söylemler çıkmayacağına inancım yanında, akıllı deli, iyi kötü hiçbir insanımın bu denli iğrenç ben-merkezci olmadığını, bir daha gözlerim yaşararak hatırladım.
Avrupa halkları bence medeni olamadığı kadar da dar görüşlü mü acaba?
Doğal afetleri her zaman çok iyi gözlemlemek gerekir.
Şu salgında yayın kuruluşları sürekli “temiz olun” diye bangır bangır bağırıyor. Fakir Afrika’da aşıyı denemek için bile temiz ortam gerekmeyecek mi? İLİĞİNE KADAR SÖMÜRDÜĞÜNÜZ KARA AFRİKA EKMEĞİ BULAMAZKEN TEMİZLİK ARAÇLARINI NEREDEN BULACAK ACABA?
Bu salgın elbet bir gün biter ya da durulur, bir yerlere gizlenir. Ama emin olun ki, açlık ve fakirliğin kol gezdiği eski sömürgelerinizde bugüne kadar duymadığınız ne kadar çok salgın olmuşsa bugünden sonra belki hep daha kapsamlı olacaktır. Belki bu coronadan bile daha kırım gücü yüksek. ÇÜNKÜ HERKESİN BİLMESİ GEREKEN BİR GERÇEK VAR. DÜNE KADAR SÖMÜRDÜĞÜNÜZ ESKİ SÖMÜRGELERİNİZDEKİ HALKLAR AÇLIK VE FAKİRLİKLERİNE ÇARE BULABİLMEK AMACIYLA ARTIK DÜNYANIN HER YERİNE YAYILIYORLAR. Mülteci olarak ya da kaçak göçmen olarak. Ne yapacaksınız? Dün siz onların ülkelerine sömürü amacıyla gidiyor, ülkelerinin zenginliklerini kapışarak kendi ülkelerinize getiriyordunuz. Onlar böylece kaynaklarını sizlere kaptırarak aç kaldılar. Galiba sıra onlara geldi. ŞİMDİ ONLAR EKMEKLERİNİ BULABİLMEK İÇİN SİZLERİN ÜLKELERİNE GELİYORLAR. Bunu hiç düşünüyor musunuz Avrupa halkları… Yani galiba sizlere kaptırdıkları ekmeklerinin bari bir kısmını geri alabilmek için…

SELMA SOYAK

Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 34.200.218.187
Tarih: 5.8.2020
Akbük Mahallesi 1021 Cadde No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Didim - Aydın
www.akceder.com