DÜŞMANLIKLARA İNSANİ ARA VERİLMESİ NASIL OLACAK? - Selma Soyak

Günlerdir Almanya ve 10 geçici üye ülkenin ısrarla devam eden toplantı çağrılarından sonra nihayet geçtiğimiz günlerdeBirleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tele konferans metodu ile toplandı. Toplantıdan önce yayınlanan taslak metninde iki çağrı dikkati çekiyordu.

1-Tunus Covid-19’a karşı acilen koordine ve birleşik bir uluslararası bir mücadele için Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu tarafından bir çalışma başlatılmasını ve acilen karar alınmasını istiyor.

2-Fransa dünyadaki tüm düşmanlıklara insani ara verilmesini öneriyor. Sıcak savaşlardaki ateşkesler gibi yani.

Bu iki talep te geçici olarak insanlığa biraz nefes aldıracak gibi olsa da, esasen içeriğinde ikiyüzlülüğü taşıyor değil mi?

Biran için düşünelim. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin daimi üyeleri 5+1 olarak tarif ediliyor. Beş daimi üye ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya. Geçtiğimiz yıllarda yapılan tüzük değişiklikleri ile beş üyeye farklı veto hakları ile eklenen Almanya. Dünya üzerinde yaşayan bütün insanların kaderini bu beş üye tayin ediyor ülkelere yaptığı dayatmalarla. Yani Dünya halklarını zenginler lobisi yönlendiriyor. Dünya silah ticareti, ilaç ve kimya sektörü, nükleer gelişmeler ve nükleer silah üretimi hepsi bu beş kardeşin pamuk ellerinde. 

Covid-19 salgını başladığı günlerde kendi derdine düşen Çin yönetimi ülkesinde yaşanan felakete duyarsız kalan batılı ülkelere sinirlenerek devlet başkanı yardımcısının ağzından ABD yönetimini suçlamış ve hatta tehdit etmişti. ABD’ni Çin’e karşı biyolojik silah kullanmakla suçlayan Çinli yetkili, buna devam ederlerse Çin’in misliyle cevap verecek güçte olduğunu ve nükleer silah kullanmaktan geri durmayacaklarını ifade etmişti. ABD bu söyleme itiraz ettiyse de çok da önemsemedi. Esasen bu söylemin pek de tutarlı olamayacağı, bütün kıtaları saran ve ABD’nin kendi topraklarında bu denli ağır seyreden bir salgının ABD tarafından kullanılan bir biyolojik silah olamayacağı gerçeği sırıtıp duruyor ama bu söylemden sonra ABD virüsün Çin kaynaklı olduğunu ortaya atarak Çin’i suçlamaya başladı. Bu ikili arasında süren soğuk savaş şimdilik kimin suçlu olduğu belli olmayan ama dünya halklarını kırıp geçiren bir salgınla ne denli ilişkisi olduğunun belirlenemediği bir olgu. Ve ikisi de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin toplanmasının önünde kocaman bir engel olarak görülüyordu. Engel aşıldı ama taslak metinde istenenlere bakın. Tunus’un çağrısı uluslararası birleşik mücadele. Birleşik mücadeleyi kimler başlatacak ?Virüsün ilk vuruşunda dağılıp birbirine giren vahşi kapitalist AB ülkeleri mi? Dağılmaya yüz tutmuş birlik mi? Birliğin üyeleri ülke yönetimleri kendi vatandaşlarının gözündeki yerlerini koruyabilmek için sınır kapılarında komşu ülkelere giden tıbbi teçhizat kamyonlarına el koymaya başladılar. Örneğin Çek cumhuriyetinin Polonya mallarına el koyması gibi. Konseyin beş daimi üyesinden ikisi ise birbirini suçlayarak ceza kesmeye uğraşıyor. Üstelik bu beş üye dünyadaki ekonomi politik sistemin vahşi kapitalizme dönüştürülmesini başarmış, halkların sömürüldüğü düzeni başarıyla tüm dünyaya yerleştirmiş azılı sermayenin üzerinde oturuyorlar. Neden ortak mücadeleye girişsinler ki?

Bu bir savaş. Düşman virüs olsa bile bölgesel başarılar her kapitalist ülke ekonomi politiğinin kendi sermaye düzeninin önünü açmayacak mı?

Salgın adı altındaki bu savaş bütün ülkelerin gücüyle ilgili tahribat yapıyor. Savaşın sonucunda ortaya çıkacak olan ekonomik çalkantılar ağır ekonomik krizler her ülkenin kendi sistemindeki değişimi yaratacak. Salgından gücü oranında daha iyi durumda çıkacak olan sermaye yapısı sağlam ülkeler diğer ülkelerdeki kaynaklara bu defa daha kolay gözünü dikmeyecek mi? E o zaman bu salgın da diğer bütün savaş biçimleri gibi bir savaş olduğuna göre sonucu kaynak paylaşımına gitmiyor mu?

O zaman en iyi bilmemiz gerekeni bir daha tekrarlasak: BİÇİMİ, İÇERİĞİ, GÖRÜNÜRDEKİ NEDENİ NE OLURSA OLSUN HER SAVAŞ PAYLAŞILMIŞ KAYNAKLARIN YENİDEN VE TEKRAR TEKRAR PAYLAŞILMASIDIR. Kaynakları yeniden paylaşacak devletler birleşik hareket eder mi dersiniz? Geçici süre bile olsa kim bilir…

Gelelim Fransa’nın “Dünyadaki tüm düşmanlıklara virüs nedeniyle insani ara verilmesi” çağrısına. Bir nevi ateş kes istiyor yani. Komediye bakın. Şimdi virüs var düşmanlığı keselim, virüs gidince tekrar kaldığımız yerden başlarız beyler diyor galiba.. Medeni denen batının vahşileri. Virüsle ölenler masum insanlar; Onlar ölmesin de savaşlarda zavallı bir şeyden habersiz askerler ölsün öyle mi? Ya da koalisyon güçleri olarak “ kimyasal silah yalanına” bürünüp daldığınız Irak’ta olduğu gibi milyonlarca insan ölsün bizim için fark etmez diyorsunuz değil mi? Çünkü o zaman ülkelerin insanları savaşları televizyonlarda seyrediyor, elinde kadehiyle. Kendi yönetimine bir şey sormuyor, bir şey istemiyor, günlük tüketimine, kapitalizmin her koluna para kazandırmaya devam ediyor. Batılı yönetimler de rahat rahat silah satıyor, ülkelerin iç işlerine burnunu sokuyor, sınırlarınıdeğiştiriyor, sonra barış gücü, barış elçileri, mankenler aktrisler, askerlere moral gecesi konserleri, çocuklara sadaka oyuncak ve yiyecek kolileri vs. gönderiyor, resimler çekilip dağıtılıyor,  Televizyon karşısındaki batılı halklar da iyilik yapıldı diye seviniyor. Lanet olsun 2000”lerin ilk yıllarında Irak’a daldınız her yerini vurdunuz, bu kirli çıkar savaşınızda sadece yaklaşık 4 milyon çocuk silahla ve açlıkla öldü. Hiç biriniz ateş kes istemeyi akıl mı edemediniz veya ölen sizlerin çocukları değildi değil mi? Şimdi nereden geldiğini bilemediğiniz bir salgın hepinizi ve hepimizi sallıyor. İnsanlık korkudan girecek delik bulamıyor. O kara gözlü çocukları düşünün çok korktuğunuz zaman. Batılıların yönetimleri de halkları kadar korkuyor. Çünkü vahşi kapitalizmde yönetimler insanlarının sağlık haklarının sağlanması ve sağlığın tüm halka yaygın hizmet olarak verilmesinin devletlerin yerine getirmesi gereken ilk görev olduğunu kasten unutmuşlar ve halklar da özel sağlık sigortalarına gönül vererek bu haklarını unutmuşlardı. Şimdi herkes bir bakıyor ki hiçbir ülkenin sağlık sistemi vatandaşını koruyacak güçte değil. Ve ilk defa halklar sormaya başlıyor veya başlayacak.

BENİM SAĞLIĞIMIN SORUMLUSU OLAN DEVLET DEĞİL MİYDİ? EĞER ÖYLEYSE BU SALGINDA NEDEN HALKLARIN KIRILMASININ ÖNÜNE GEÇİLEMİYOR.NEDEN İLAÇ, TEÇHİZAT, HASTANELER, SOLUNUM MAKİNALARI, YOĞUN BAKIM ÜNİTELERİ,SAĞLIK HİZMETLERİ YETERSİZ?

Şimdi ülkeler halkları bu soruları sormaya başlarken Fransa yönetimi doğal olarak savaşa insani ara verelim diyecektir. Eğer yönetimler sistemlerini düzeltmeye biran evvel başlamazlar ise, salgının ardından gelecek 1929 büyük ekonomik krizinden kat kat büyük olacak ekonomik krizi nasıl atlatacaklar. Bunu fark eden ülkeler sistem sorununu çözebilmek için ateş kes isteyecektir tabii ki. Pek de faydası olamayacaktır. ÇÜNKÜ ÜRETİM GÜCÜNÜ HİZMET SEKTÖRÜ GÜCÜNE DÖNÜŞTÜREN VAHŞİ KAPİTALİZMİN ARTIK GİDECEĞİ YER KALMADI. KENDİ İÇİNDE BİR DÖNÜŞÜM YAŞAYARAK ÇÖKEN BÜYÜK ÖLÇEKLİ EKONOMİDEN ORTA KÜÇÜK ÖLÇEKLİ ÜRETİME DAYALI SİSTEME DÖNEBİLİRLERSE BELKİ DÜNYA NEFES ALINIR HALE GELEBİLECEK.

Önümüzde uzun bir yol var ve üstelik kıtlıklarla açlıklarla acılarla döşenmiş bu yolun taşları; Bozduğumuz doğa dengesinden doğacak yeni yeni salgınlarla boğuşacağız. TA Kİ HİZMET SEKTÖRÜNÜ AŞIRILAŞTIRABİLMEK ADINA TALANDAN VAZGEÇİP, İÇİNDE YAŞADIĞIMIZ DOĞAYI SEVENE, SOSYAL DEVLET İLKELERİNİ HAYATA GEÇİRENE KADAR..Ya da kırıla kırıla yok olacak insanlık seçim biz insanların.

 

 

Selma Soyak


Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 34.200.218.187
Tarih: 5.8.2020
Akbük Mahallesi 1021 Cadde No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Didim - Aydın
www.akceder.com