GÖKOVA  AKYAKA - Musa Dinç

      Orman piknik alanları özelleştiriliyormuş. Hatta karar alınmış bile.

Bir el atmadıkları güzide ormanlarımız kalmıştı.

      Ormanın yararlarını sayacak ve anımsatacak değilim. Ormanın yararlarını bilmeyen mi var sanki, o  halde sorun nedir?

      Gökova/Akyaka Orman Kampı’nda 30.07.2003 tarihinde bir protesto yürüyüşü vardı. Bergama mağdurlarını anımsattı bana. Yaklaşık olarak 1500 kişi yürüdü. Yürüyüşe katılanlar azimliydi. İsteklerini haykırıyorlardı ve doğal olarak orman kamp alanlarının özelleşmesine karşı tavır koyuyorlardı.

      Bütçemin elverdiği bir haftalık Fethiye/Ölüdeniz tatilim bitince Gökova/Akyaka Orman piknik alanında çadır kurup tatilini geçiren bir dostuma uğramıştım.18 yıldır bıkıp usanmadan burada tatilini geçiren yakın dostum, ailesiyle çok mutluydular; ancak bir şeye canları çok sıkılmıştı. Orman piknik alanlarının özelleşmesi kararı” dolayısıyla; bir gecelik misafirliğimde tek konu “özelleştirme kararı” idi.

      Gökova/Akyaka Orman Kampı’nda çadır kuranlar uyum içerisindeydiler. İmece ve Köy Enstitüleri ruhu hâkimdi. Çadır kuranlar tüm hünerlerini sergiliyorlardı. Çeşit çeşit çiçek ekenler, kedi, köpek, civciv, horoz besleyenler; hafif esintide, mavi ve yeşilin birleştiği, cırcır böceğinin senfonisi eşliğinde emekli sanatkâr öğretmenlerin ud ve bağlama eşliğinde Klasik Türk Musikisinden parçalar seslendirmesi bambaşka güzellik katıyordu.

      Çadır sakinlerinin bilgi ve kültür seviyeleri de bir hayli yüksekti. Doğayla baş başa kalmayı yeğleyen tatilciler birlik ve beraberlik içinde çok güzel uyum sağlıyorlardı. Dostluk, arkadaşlık, komşuluk, misafirperverlik gibi güzel meziyetlerin en güzel örneği burada sergileniyordu.

      Bir çeyrek asırdır Gökova/Akyaka Orman Kampı’ndan çadırını kurup, âdeta Gökova’yla özdeşleşen ve herkesçe “Ana” diye nitelendirilen Türkan Bayrak Hanımefendi’ye bir dokun bin ah işit:

     “Kiracının kiracısı olmak istemiyoruz, satılacaksa bizlere satılsın!” diyordu. Tansiyon yükseliyordu. Bir başkası da: “Sayın Orman Bakanı, orman kanunlarına başvurmasın ve sabrımızı taşırmasın” diye öfkesini dışarıya vuruyordu.

      Tuncer Biçer ’in feryadı: “Ormansız yurt olmaz, bizi yurtsuz bırakamazsınız. Orman hepimizin. Orman bizim sevdamız” diyordu.

      Çadır kuran tatilcilere hak vermemek mümkün mü? Yıllarca buranın suyunu içen, havasını soluyan adeta yurt edinen bu tatilcileri evsiz bırakmak gibi bir şey. Gerçekten kanıksamak onlar açısından zor olması gerek. Özelleştirme beraberinde bazı kaygıları da getiriyordu. Örneğin: Yıllar önce İskenderun/Soğukoluk’ta cereyan eden beyaz kadın ticareti gibi olaylar yarın-öbür gün orman piknik alanlarında olursa hiç şaşırmayın. Şimdiden uyarıyoruz.

      “Göz olanı, akıl olacağı görür.”

      Henüz gecikmiş değil. Lütfen ormanlarımız peşkeş çekilmesin, holding babalarına rant kapısı olmasın. Gidişattan hiç memnun değiliz. Yoksa Atatürk’ün ilkelerinden “Devletçilik” devre dışı bırakılıp rafa mı kaldırılıyor? Umarım bu söylenenlere kulak tıkalı değil.

      Her sağduyulu vatandaş gibi içime sindiremiyorum. Özelleştirme kararını kınıyorum. 

                                               & & &

*Aradan 17 yıl geçmiş, pek değişen bir şey yok, aksine ivme daha da ivme kazanmış.            

 

 MUSA DİNÇ

 

 

Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 3.235.75.174
Tarih: 2.6.2020
Akbük Mahallesi 1021 Cadde No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Didim - Aydın
www.akceder.com