TOPLUMSAL UZLAŞI MI; YOKSA AYRIŞMA MI? - Selma Soyak

Korona virüs toplumumuzun yaşam koşullarına aniden düştüğü günlerde bir cumartesi akşam saatlerinde televizyonlardan bir karar ilan edildi.

Aaa!.. O da ne?.. Toplumun 65 yaş üstünde kalan fertlerine evlerinden çıkma yasağı konulmuştu, hemen o geceden itibaren…

Yok kronik hastalığı olanlar, yok bağışıklık sistemi düşük olanlar diye birkaç türlü ekleme ile 65 yaş üstü Türkiye insanı ev hapsine alındı. Ve gerekçe olarak, “virüsten koruma’ nedeniyle denildi. Evinden çıkana böylece ceza uygulanması başlatıldı. İnsanlar bir korkuyla evlerine kapandılar. Bu ev hapsi şimdilerde devam ederken aklımda deli sorular oluşuyor... Bir kaçını sıralamak istiyorum, sorgulama metoduyla.

1.- 65 yaş üstü fertlere TV ekranlarında topluca “yaşlı” damgası vurulmasının evlerine hapsedilen bu insanların psikolojilerini bozacağı acaba hiç düşündü mü? Şimdilerde bazı TV kanallarında özür dilemeler başladı. İşte “biz büyüklerimizin kıymetini bilemedik, onların psikolojilerini bozduk”, ”aslında onlara sadece ileri yaşlılar” demek istiyorduk” gibi abuk sabuk söylemler ekranlara yerleşti. Bazı tıp adamları da televizyonlarda boy gösterip, “65 yaş üstünü evlere kapatmak yanlış. Bu kişilerin kasları erir” vs gibi gerçekleri dillendirir oldular. Peki, hâlâ aynı uygulama aynen devam ederken neden hiç kimse, virüs ile insan yaşı arasında bir bağlantı olamayacağı gerçeğini ortaya koymak istemiyor? Örneğin politikacıların ve devleti yönetenlerin hemen hepsi 65 yaş üstündeler ve onlara ev hapsi yok, değil mi? Geriye kaldı emekliler… Onlar toplumun hiçbir işe yaramaz insanları mı sayılıyor, [ki…] adeta, “ayakaltında dolaşmayın, oturun evinizde” der gibi, toplumun bu kesimine ev hapsi getiriliyor.

2.- Oysa kronik hastalıklar, galiba eski yıllarda olduğu gibi yaşlıların değil, son 25 yıldan bu yana gençlerin hastalığı haline geldi. Gerçi istatistikleri bilmiyoruz ama, çevrenize bir göz atarsanız, hastane koridorlarında şöyle bir dolaşsanız, ileri yaşlardan çok genç kanser hastalarının ortalarda dolaştığını, artan fakirlikle birlikte bozulan beslenme alışkanlıklarının gencecik insanların bağışıklık sistemini yok ettiğini çok rahatlıkla görebilirsiniz. Peki neden ileri yaşlıları evlere hapsetmeye karar verirken bu gerçekleri kimse düşünmek bile istemedi acaba?

3.- İçinde yaşadığımız topluma dikkatle baktığımız zaman; denemeye dayalı gelişen yetenekler, bilgi aktarımı, eğitim konularında giderek donanımsız hale gelen genç nüfusu görüyoruz. İnsan aklını dışarıda bırakan teknolojik donanımları büyük bir rahatlıkla kullanan genç nüfusun kültürel donanımlarının [büyük bir çoğunlukla] sıfıra yaklaştığını; sağlıklı yaşamak ve kendilerini korumak yönünde bilgilerinin oldukça düşün olduğunu ama çok iyi tüketiciler olarak kapitalist piyasa düzeninin sadık neferleri olduklarını tüm çıplaklığı ile görebiliriz. Bunlar kendilerini sokaklarda virüslere karşı koruyacaklar da, 65 yaş üstü fertler koruyamayacaklar öyle mi? Buna kargalar bile güler. 65 yaş üstü dedikleriniz bu ülkenin sıtma ve vereme karşı verdiği mücadelelerde kendilerini, çevrelerini ve ülkelerini korumayı öğrenmiş, bu salgınlarla mücadelelerde devletine omuz verme görevini kutsal bilmiş insanlar… BU İNSANLAR BELKİ DE, CORENA VİRÜSÜYLE MÜCADELEDE DONANIMSIZ GENÇ NÜFUSTAN ÇOK DAHA BAŞARILI, SALGINA KARŞI ÇOK DAHA DİRENÇLİ BİR DURUŞ ORTAYA KOYABİLECEKLERDİ. AMA ONLAR SANKİ TOPLUMDAN DIŞLANDILAR.

Vergilerini öderken ayrımcılığa tabi tutulmayan devletin kendilerine yüklediği her görevi çatır çatır yerine getiren toplumun temel taşlarını bir virüs salgınında ayrımcılığa tabi tutmak, “sen bir kenarda dur, biz seni böyle koruyacağız,” demek hoş mu oldu acaba? Belki de bu toplumun ve yöneticilerinin hâlâ öğrenemediği ve belki de öğrenmek istemediği bir şey var: NEREDEN GELİRSE GELSİN, NEDENİ NE OLURSA OLSUN AYRIMCILIK DOĞRU DEĞİLDİR. İNSANI KORUMAK ADI ALTINDAKİ AYRIMCIĞIN İNSANI KORUYAMAYACAĞI, AKSİNE MADDİ VE MANEVİ ZARARLAR VEREBİLECEĞİ ANLAŞILAMAMIŞ GÖRÜNÜYOR GALİBA. Toplumları ayrımcılık değil, insanlar arasındaki ilişkileri düzeltecek olan “uzlaşı” ve benzeri insan odaklı yöntemler korur. Bir toplumun fertlerini koruyacak olan sadece ve sadece yasalardır. ANAYASAL HAKLARIMIZ BİZE YETERLİ OLMALI, HÂTTÂ VİRÜSLERE KARŞI BİLE. Çünkü özgür bireyler olarak insanların yaşamlarını yönlendiren, maddi ve manevi olarak koruyan ve kollayan temel haklar Anayasa ile tespit edilmiştir. Virüsler de yaşamın parçası olduğuna göre, uzlaşma yerine, bazı toplum parçalarını ayrıştırmak niye?

SELMA SOYAK

Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 3.236.59.63
Tarih: 9.7.2020
Akbük Mahallesi 1021 Cadde No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Didim - Aydın
www.akceder.com