DÜNYA HALKLARININ SALGININ ARDINDAN SÜREN ŞAŞKINLIĞI - Selma Soyak

2019’un son aylarında Çin’den yayılan ve hızla dünyaya yayılan corona virüsü salgını yaz ayları başlarken hızını azaltırken geride “şaşırmış” halklar bıraktı.

Zaten son 20 yıla damgasını vuran çok hızlı teknolojik gelişme tüm dünya halklarına aynı ölçüler içerisinde ulaşamamışken içinde yaşadığımız süreçte insanlığı toplu paniğe sevk eden bu virüs, tüm dünyada sağlık sistemlerinin sorgulanmasının önünü hızla açıverdi. Bir şeyler değişiyor şimdilerde… Ancak hiçbir değişim paranın saltanatını bitiremeyecek. Daha da doğrusu değişim insana hizmet adı altında gün yüzüne çıkarılırken, bu değişimin paranın sallanan saltanatını sağlamlaştırmak için piyasaların şekillendirilmesi niteliğinde olduğu pek de akıllara gelmeyecek galiba.

Bu son salgının ardından belki de bilim insanları dahil herkesin tüm samimi çabası insanlığı rahatlatacak, insan ömrünü sağlıklı bir biçimde uzatacak sağlık sistemlerine doğru yol alabilmek. Ama diğer yanda paranın saltanatını elinde tutan dünyanın bir avuç büyük sermaye sahibi insana yüksek fayda sağlayacak bu sistemleri hayata geçirirken diğer yanda bu sistemleri bozacak, yüksek kâr getiren bazı yatırım ve hizmet sunumlarından geri duracaklar mı ki? Bana hiç inandırıcı gelemiyor bu ne yazık ki… Bir an geçen yüzyılın ortalarına gidiveriyor aklım; bugün halen dünya ilaç sektörünün devleri olan birkaç büyük ilaç firmasının geçtiğimiz yüzyılın sonlarında haklarında çıkan dedikoduları ve onlarla ilgili olarak açılmaya uğraşılan soruşturmaları hatırlayalım. Bu firmalar İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanya’sı yönetiminin toplama kampları duşlarında Yahudileri topluca boğmak için kullandıkları Sarin gazını üreten firmalar olarak geçtiğimiz yıllarda ciddi biçimde suçlandı, haklarında soruşturmalar açıldı. Ama, sonuçlar ne oldu pek de bilinemedi. Bu aynı firmalar şimdilerde de gerçekten insan yaşamı için gerekli ilaç ve sağlık araçlarını üretiyorlar. Ama bu alandaki yüksek kârlılığın tartışılması mümkün değil. Bu ilaçların halkların fakir kesimlerine ancak devlet ödemeleriyle ulaşabildiği ama bazen devletlerin bütçe pozisyonlarında sağlık ödemelerine ayrılan pay yeterli olamayınca bu ilaçlar yerine eşdeğer olan başkalarının verildiği, bazen de insanların bu ilaçlara ulaşabilmek için uzun zaman bekledikleri hep bilinen şeyler.

Dünyanın tanıdığı para-kâr ilişkisi yüksek sektörleri hızla değişiyor. Önce silah sektörü ilk sıralarda yer alırdı, sonra yerini ilaç sektörü aldı. Son yaşanan salgında ilaç sektörü ile ilgili sürecinin de dolduğu, yeni bir sektörün dünya piyasalarına sürülmesi tartışılması başlandı galiba. ASLINDA GELİŞMe DENEN ŞEY GALİBA BU… İLİM VE BİLİM İNSANLARININ, İNSANLIĞA YARARLI OLACAĞINA İNANARAK ÖNE SÜRDÜĞÜ VE SERMAYE GRUPLARI TARAFINDAN FİNANSAL OLARAK DESTEKLENEN PROJELER PİYASALARA SÜRÜLEN ÜRÜNLER HALİNE GELDİKTEN SONRA GALİBA SERMAYENİN AÇ GÖZLÜLÜĞÜ DAHA DA ORTAYA ÇIKIYOR. Yeni bir buluş, rakipsiz olmanın hırsıyla çok yüksek kârlılıklarla insanlığa sunuluyor. Tabii ki beklenen sonuç, bu yeni ürünlerin zenginler tarafından satın alınabilir olması ve sonuç olarak fakirlere ulaşamaması.

Şimdilerde hızlı dönemi atlatılan bu salgının ardından insanlar duyuş ve davranış bozukluklarını tamir etmeye çalışırlarken dünyayı yöneten merkezlerden yeni sesler yükselmeye başladı. Enerji sistemlerinde değişim, dünyanın ekosisteminde korumacı tedbirler, hastalıkları önleyici sağlık sistemleri ve tüm bunları hayata geçirecek teknolojik gelişim…

ASLINDA İNSANLARIN DOĞAL OLARAK BU GELİŞİMLERE İHTİYACI VAR. DÜNYANIN VE İNSANLIĞIN VAR OLABİLMESİ İÇİN MUTLAKA İLERİ DOĞRU YÜRÜMEK VE GELİŞİM GEREKİYOR. Yaşadığınız her olguya bakın; hiç birisinde geriye doğru gitmeniz veya durmanız mümkün olabiliyor mu? Örneğin boş bir kâğıdı size gereken yazılarla doldurun, sonra tekrar kullanmak için silgiyle silin, kaç defa temizleyebilirsiniz? Bir veya iki. Ama son yıllarda yapıldığı gibi yeniden dönüşüm kutularından toplanan kullanılmış kâğıtlar başka bir madde haline dönüştürülerek yenileniyor, geliştiriliyor. Yani hep ileri doğru gidiliyor, geriye dönüş yok.

MUTLAKA İSTEDİĞİMİZ VE BEKLEDİĞİMİZ İLERİYE DOĞRU GİTMEK VE GELİŞMEK OLMALI. YENİ BİR DÜNYA VE İNSANLIĞA SUNULAN YEPYENİ OLANAKLAR OLMALI… AMA TAM OLARAK EŞİTLİK YAKALANAMASA DA, HİÇ DEĞİLSE MÜMKÜN OLAN EN ADİLANE DAĞILIM ŞARTLARI SAĞLANMALI… Yoksa paranın icat edildiği günden bu yana bütün insan ilişkilerinde paranın hakimiyeti ve kullanılabilirliği yadsınamaz bir gerçek. Ama parayı ve insana sağlayabileceklerini adilane dağılımla kontrol edebilsek çok iyi olmaz mıydı, ne dersiniz?

Selma Soyak


Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 34.205.93.2
Tarih: 19.9.2020
Akbük Mahallesi 1021 Cadde No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Didim - Aydın
www.akceder.com