PLATON BİR GÜN KOLUNDA BİR ORNİTORENKLE BARA GİRERirer! - Bahtiyar Kürklü

Kitap içerik olarak neredeyse tüm felsefeyi kapsayan konuları içeriyor.

Felsefe, olayları algılama tarzımızda sorular sordurarak zihnimizde yeni ufuklar açar ve bizi şaşırtır.  Sorular ile düşündürerek hayatın sorunlu gerçeklerini bulup çıkartır.

Tıpkı mizah gibi aklımızı ivmelendirerek, sonuç alıcı harekete geçirir.

Kitapta Metafizik, Mantık, Epistemoloji, Etik, Din Felsefesi, Varoluşçuluk, Dil Felsefesi, Toplum ve Siyaset Felsefesi, Görelilik ve de Metafelsefe, Metafizik  gibi  konu başlıklarına  dair  basit ve temel kısa kısa  bilgiler var. Bunlar da öykü ve fıkralarla anlatılmaya çalışılmış. Ben kitabı iki kez okudum. Önce Terminolojiye takılmadan esprileri felsefe ile ilişkilendirdim. Sonra öğrenmeye yönelik terminolojik bilgi edinip yeniden okudum. Bu terminolojik bilgiler şunlardı.

 

İLİNEKSEL: Bağımsız olmayan, bağlı olan. "Bir şeye zorunluluk sonucu bağlı olmayan, onun özünde bulunmayan, rastlantı ile olan nitelik "

S.13 Aristoteles’in bir fili özsel olarak tanımlama çalışması.

 

YETER SEBEP İLKESİ: Evrendeki her şeyin, tüm nesne, olay, değişme ve nedenlerin, birbirleriyle zorunlu bir ilişki içinde bulunduklarını, söz konusu ilişki için birbirlerine ihtiyaç duyup, birbirlerine bağımlı olduklarını, olduklarından başka türlü olamayacaklarını ve bütün bunların bir nedeni olduğunu savunan ilkedir.

s.19 Leibniz her durumu zorunlu kılan bir nedenin bulunması gerekir.

 

EPİSTEMOLOJİ: Bilgiye ulaşmak için zihne ait süreçler mi yoksa bilme araçlarının güvenilirliği mi başlangıç noktamız olmalı?

Bilgi nedir? Bilgiye nasıl ulaşılır konularını araştırır.

Karanlık bir odanın penceresinden önünüzdeki bir çalılığa baktığınızı düşünün. Çalılığın arasında bir şekil fark ettiniz ve bu şeklin bir canavar olduğunu düşünmeye başladınız. Görmüş olduğunuz objenin bir canavar hologramı olmadığını veya başka bir eşyayı bir canavara benzetmediğinizi nereden bilebilirsiniz? Gerçekten bir dinozorun çalılığın içinde olduğundan nasıl emin olabilirsiniz?

Diyelim ki yanılıyoruz ve karşımızda bir canavar olmadığı halde canavar olduğunu kabul etmiş olalım. Bu yanlış kabulün nedeni dışarıdan zihnimize etki eden şeylerle mi yoksa ortamdaki ışığın saydamlığı, ya da o gün tüketilen ilaçların etkisi mi? vb. Bizzat bizim zihinsel süreçlerimizle mi ilişkilidir?

 

ETİK: Ahlak Felsefesine (Etiğe) Giriş:

Neye Göre, Kime Göre?

"Ahlaki Gerçekler Var Mıdır?", "İyilik ve Kötülük Hangi Ölçütlere Göre Belirlenir?"

Ahlakla İlgili Bir gün tek başınıza yolda yürürken karşınıza bir dilenci çıktığını farz edin. Dilenciye para verip vermemek arasında kararsız kaldınız, vermek ve vermemek için nedenleri değerlendiriyorsunuz. O an aklınızdan geçen sorular şunlar:

Ben neden bu dilenciye para vermeliyim? Ona yardım etmek için bir yükümlülüğüm var mı? Eğer varsa bu yükümlülüğün temeli ne? Bu yükümlülük insanların uydurduğu bir şey mi yoksa biz kabul etmesek de var olmaya devam mı ediyorlar?

Bu sorular ve bunların ötesinde ne yapmamız gerektiğiyle ilgili tüm sorular, felsefenin ahlak felsefesi ya da etik adı verilen disiplini altında incelenir.

Kant’ ın koşulsuz buyruk ve kadim altın kuralına göre; başkalarına, başkalarının sana yapmasını istediğin şeyleri yap!  derken; George Bernard Shaw; başkalarına başkalarının sana yapmak istediklerini yapma farklı zevkleri olabilir! Diyordu.

 

VAROLUŞÇULUK: İnsan varlığı, kendi değerlerine ve yaşamının anlamına karar veren ve bunları yaparken ortaya irade koyan bir üçüncü kişi olarak algılanmıştır.

Bu kavramın ortaya atılması her ne kadar Sartre`a dayandırılsa da, bu tür görüşler Kierkegaard ve Heidegger gibi düşünürlerde de bulunabilir

Sartre’a göre insan olmanın temelinde özgürlük düşüncesi yatar. İnsan, düşünen olduğu kadar seçim yapmak zorunda olan varlıktır aynı zamanda. Onu tüm diğer canlılardan ayıran da bu özgür seçim meselesidir. Sartre, insanın yani ‘ben’ olarak adlandırdığım varlığın, doğa tarafından belirlenmediğini, yaptığı seçimlerle kendisini var ettiğini ileri sürer.

Kendi doğamı, yaptığım seçimlerimle ben oluştururum. Bilincimi kazandığım günden ölümüme dek geçen sürede kendimi inşa ederim. Bu, devam eden bir yapım sürecidir. Sonuçta beni ben yapan da bu özgürlüğümdür. Şimdi bulunduğumuz noktadan bir seçim yaparız ve bu seçimle beraber aynı zamanda kim olacağımızı da seçeriz. “Özgürsün, o yüzden seçimini kendin yap, yani onu yarat” dediği gibi.

Burada ben  Sartre’ın, BULANTI isimli kitabından, beğendiğim bazı alıntılar yaptım.

Birisini sevmeye kalkışmak, önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin. Enerji, kendini veriş, körlük ister. Hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır. Düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan. Bundan böyle artık bu gerekli sıçrayışı yapmayacağımı biliyorum.

Anlamıyorum Tanrım, hepsi birden aynı şeyi düşünmeye neden bu kadar önem veriyorlar. Balık gözlü, içedönük görünen, uzlaşamayacakları bir insan geçmeyegörsün aralarından, başları çevriliyor hemen.

“İki kent arasındayım, biri bilmiyor beni, öteki artık tanımıyor” diyordu. Ait olamamak da tam olarak burada başlıyor.

Kelimeler üzerine hayal kurarım, işte hepsi bu.

Saat üç. Bir şey yapmak isterseniz, bu saat ya çok geç ya çok erkendir. Öğleden sonra acayip bir an!

Birisini sevmeye kalkışmak, önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin. Enerji, kendini veriş, körlük ister. Hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır. Düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan. Bundan böyle artık bu gerekli sıçrayışı yapmayacağımı biliyorum.

 

 MANTIK BAŞLIĞI ALTINDA ÇELİŞMEZLİK YASASI:

Bilimsel mantığın düşünmede tutarlılığı sağlayan temel ilkelerinden biri

Bu ilke çeşitli biçimlerde dile getirilmiştir:

Bir şey, aynı zamanda hem kendisi hem de kendisinden başkası olamaz. A, Aynı zamanda B olamaz. Bir şey aynı zamanda hem olumlanıp hem de yadsınamaz. İki çelişik önermenin ikisi birden hem doğru hem yanlış olamaz

 

MANTIK DIŞI AKIL YÜRÜTME:

Zihnin, birbiriyle ilişkili önermelerden yeni bir önerme çıkarmasına akıl yürütme denir. Üç yöntemi vardır: tümdengelim, tümevarım ve analoji. Birbiri ile ilişkilendirilmiş en az iki önermeden hareketle bir sonuca ulaşma işlemine akıl yürütme (kanıtlama) denir.

 

TÜMDENGELİM:

GENELDEN…………>> Özele, BÜTÜNDEN………….>> parçaya, yapılan akıl yürütme yöntemidir.

ÖRNEK: Bütün insanlar ölümlüdür. Ali insandır. O Halde Ali de ölümlüdür.            

TÜMEVARIM:

Parçadan ……………………….>> BÜTÜNE Özelden ………………………...>> GENELE doğru yapılan akıl yürütmelerdir.

ÖRNEK: Sergen çalışkandır ve başarılıdır Ali çalışkandır ve başarılıdır. Faruk çalışkandır ve başarılıdır O halde tüm çalışkanlar başarılıdır.

Örneğin s.30;

Holmes, Watson’la birlikte kamp yapmaktadır. Gecenin geç bir saatinde Holmes uyanır ve Dr. Watson’ı dürter. “Watson” der, “göğe bak ve bana ne gördüğünü söyle.”

“Milyonlarca yıldız görüyorum, Holmes,” der Watson.

“Peki, bundan ne sonuca varıyorsun, Watson?”

Watson biraz düşünür, sonunda, “Şey,” der, “astronomik açıdan milyonlarca galaksi ve muhtemelen milyarlarca gezegen bulunduğu sonucuna varıyorum. Astrolojik açıdan Satürn’ün Aslan burcuna girdiğini görüyorum. Zamansal açıdan saatin yaklaşık üçü çeyrek geçtiğini kestirebiliyorum. Meteorolojik açıdan yarının harika geçeceğini düşünüyorum. Teolojik açıdansa Tanrı’nın her şeye gücünün yettiğini ve bizim minnacık olduğumuzu çıkarabiliyorum. E, peki sen ne sonucuna vardın, Holmes?”

“Birisi çadırımızı çalmış, dostum.”

 

ANOLOJİ (BENZETME):

ÖZELDEN……………………………….>> ÖZELE

TEKİLDEN………………………………>> TEKİLE doğru yapılan akıl yürütme şeklidir ÖRNEK: İtalya’nın Akdeniz’e kıyısı vardır İtalya’da Akdeniz iklimi görülür. Türkiye’nin de Akdeniz’e kıyısı vardır. O Halde Türkiye’de de Akdeniz iklimi görülür.

 

PARADOKS:

Doğru görünen bir akıl yürütmeyle bir çelişkiye dayanarak başka bir sonuca varmaya yarayan çıkarıma paradoks denir.

Paradokslar yüzyıllar boyunca insanları büyülemiş ve hayrete düşürmüştür. Paradokslara, Edebiyat, bilim ve Matematik`ten günlük yaşama kadar çok değişik alanlarda rastlanır. Ne tür paradoks olursa olsun ortaya çıkan sorular ve karışıklık hem ilginç, hem de eğlendiricidir.

Kitapta, S45 Zenon parodoksu kaplumbağa tanımlaması var. Bende bilinen bazı paradokslardan örnekler aldım:

Bazı bilinen paradokslardan örneklere bakalım:

1) İkiye Bölme Paradoksu: Bir yolcu, belirli bir uzaklığa gidecektir. Önce gideceği yolun yarısını; sonra kalan yarısını; sonra kalanının yarısını;... yürümek zorundadır. Bu durumda hiçbir zaman gideceği yolun sonuna ulaşamayacaktır.

2) Avukat Paradoksu: Yunanlı ünlü avukat Protogras, verdiği özel dersin ücreti ile ilgili olarak öğrencisiyle bir anlaşma yapar. Bu anlaşmaya göre öğrencisi aldığı ilk davayı kazanırsa bu ücreti avukata ödeyecek, kazanamazsa ödemeyecektir.

Dersin bitiminden hemen sonra herhangi bir dava almayan öğrenciden ses seda çıkmaz. Sabrını yitiren avukat, bir dava açarak bu ücreti öğrencisinden talep eder. Yeni avukat olan öğrenci bu ilk davasında kendini savunmayı üstlenir.

Bu davayı öğrenci kazanırsa ilk davasını kazanmış olacağı için davayı kaybeden hocasına parayı ödemek zorunda kalacaktır.

Tersine davayı kaybederse bu kez de davayı kaybettiği için hocasına yine ödeme yapmak zorunda kalacaktır.

3) Epimenides Paradoksu: Epimenides Giritli idi. Ve paradoksu şöyleydi; "Bütün Giritliler yalancıdır".

 4) Walt Kelley Paradoksu: "Düşmanla karşılaştık ve o biziz".

 Sadece bir erkek berberin olduğu bir kasaba düşünün. Bu kasabada, her erkek şunlardan birisini yaparak daima tıraşlı gezmektedir:

Kendini tıraş ederek, ya da berbere giderek.

Berberi kim tıraş ediyor?

Berber sadece aşağıdaki kişilerden biri tarafından tıraş edilebilir:

1.- Kendisi,

2.- Berber (yine kendisi).

Fakat, bu seçeneklerden hiçbiri geçerli değildir. Çünkü; eğer bu kişi kendini tıraş ederse, berber (kendisi) tarafından tıraş edilmemeli.

Eğer bu kişi kendini tıraş etmezse, berber (kendisi) tarafından tıraş edilmeli.

 6) Oscar Wilde Paradoksu: "Günah işlemenin tek yolu onu kabul etmektir".

 7) Don Kişot Paradoksu: Sanço Panço, Baratania adasının yöneticisidir. Adaya gelenler niye geldiklerini belirtmek zorundadır. Eğer doğruyu söylerlerse serbest kalacaklar, yalan söylerlerse asılacaklardır. Günün birinde bir yolcu gelir ve "Ben asılmak için buradayım". der. Sanço ne yapmalı?

 

METAFİZİK:

Güncel meta fizik terimini biz, doğa ötesi, bilimsel dayanağı olmayan verilere dair bilgi olarak bilsek de varlığın doğasına dair en temel sorularla ilgilenen bir felsefe alanıdır. Metafizik varlığın doğasına dair, gözleme dayanma oranı daha az olsa da, sistematik bilgi edinmeyi amaçlayan bir disiplindir. Aristoteles’in Fizik adında bir kitabı var. İskenderiye Kütüphanesi’nde Aristoteles’in belli yazmaları isimlendirilirken ‘Aristoteles’in fiziğinden sonra gelen’ anlamına gelecek şekilde ‘Metafizik’ yani ‘Fizik’ten sonra gelen’ ifadesi kullanılmıştır..

Aristotelesçi anlamda metafiziğin de bir bilim olduğunu söyleyebiliriz.

Meta fiziğin başlıca konu başlıkları şunlardır:

1-Nedensellik gerçekliğin bir parçası mıdır? Bir şeyin diğerine neden olması ne demektir?

2-Zaman nedir? Gerçek midir? Zaman akar mı? Geçmiş ve gelecek arasında gerçek bir fark var mıdır?

3-Bir nesne diğeriyle birleştiğinde ne zaman yeni bir nesne oluşur? Her zaman mı?

Peki Eyfel Kulesi ve benim kafamı parça olarak içeren nesneler de var mıdır? Yoksa sadece parçalar vardır ve bütünlerin var olduğundan bahsedemeyiz mi demeliyiz?

4-Dil ve gerçeklik arasındaki ilişki nedir? Dil gerçekliği tasvir mi eder yoksa bir anlamda gerçekliği ‘oluşturucu’ rolü mü vardır? Bir anlamda dilden bağımsız bir gerçekliğin olduğundan bahsedebilir miyiz?

4-Bir şeyin doğru olması ne demektir? Doğruluk bir özellik midir? Doğru olan nedir?

5-Özgür irade nedir? İrade hangi koşullar altında özgürdür ya da özgür değildir? Özgür iradeye sahip miyiz? Eğer seçimlerimiz belirlenmişse yine de özgür iradeden bahsedebilir miyiz?

6-Neden hiçbir şey yerine bir şeyler var?

7-Var olmak ne demektir? Bir şeyin varlığını kabul etmek ne anlama gelir?

 

MUĞLAKLIK FELSEFESİ:

Bulanıklık-muğlaklık felsefesi, bulanık mantıkçılar adıyla anılan filozoflar tarafından, sadece mutlak doğru ve mutlak yanlış yerine “birden on’ a kadar gerçeklik değeri taşıyan betimlemeler vardır.” Görüşünü savunuyorlar.

Acil Yardım santralindeki operatör telefona yanıt verir. Karşısındaki adam bir avcıdır ve paniğe kapılmıştır:

 “Ormanda kanlar içerisinde birini buldum. Ölmüş galiba… Ne yapmalıyım?”

Operatör, “Lütfen önce sakin olunuz,” der “telefonu bırakın ve şahsın öldüğünden emin olun.”

Bir sessizlik olur ve ardından bir silah sesi duyulur. Avcı telefonu bir daha alır: “Tamamdır. Şimdi ne yapacağım?”

Örneğin;

İyimser, “Bardağın yarısı dolu,” der.

Kötümser, “Bardağın yarısı boş,” der.

Rasyonalist ise, “Bardak gereğinden iki kat büyük,” der.

 

DİN FELSEFESİ:

Din felsefesinin konusunu din, yöntemini ise felsefe oluşturur. Dine dair tüm kavram ve çalışma alanlarını felsefi yöntem ve perspektifle ele alır.

18 yy felsefecilerinin çoğu deist’ti. Deist filozoflar tanrıyı bir saat ustası gibi görüyorlar ve sadece ona inanıyorlardı.

Yahudi bir kadın kumsalda oynayan torununu izlerken dev bir dalga gelir ve çocuğu alır götürür. Kadın lütfen tanrım yalvarıyorum, o benim tek torunum lütfen onu bana geri ver. Bir süre sonra dev bir dalga çocuğu sağ salim geri getirir. Kadın göğe doğru bakar ve ama şapkası da vardı! Satiye hadi söyleyin bakalım bunu.

Dimitri ve Tasso on yedinci yüzyıl Fransız matematikçi ve filozofu Pascal’dan bahis açarlar.  Blaise Pascal Tanrı’ya inanmaya veya inanmamaya karar vermenin, temelde bahse tutuşmak olduğunu öne sürmüştü. Tanrı’nın varlığına inanmayı seçmemiz ve her şey bittiğinde Tanrı’nın olmadığının ortaya çıkması büyük bir sorun değildir. Eh, tabii Yedi Ölümcül Günah’ı şöyle doyasıya yaşayamadan gitmiş oluruz ama bu, diğer seçenekle karşılaştırıldığında önemsizdir. Öte yandan Tanrı yoktur der ve sonunda kendisiyle karşılaşırsak hapı yuttuk, yani ebedi saadeti kaçırdık demektir. Bu nedenle, der Pascal, Tanrı varmış gibi yaşamak stratejilerin en iyisidir. Bu tavır, akademik çevrelerde “Pascal’ın Bahsi” adıyla bilinir.

 

Biz sıradan insanlar ise, buna kısaca “neme lazım” deriz.                                                                                    

 

Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 3.237.67.179
Tarih: 4.12.2020
Akbük Mahallesi 1021 Cadde No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Didim - Aydın
www.akceder.com