BALIK ÇİFTLİKLERİNE KARŞI AÇILAN DAVANIN DİLEKÇESİ - Özel Haber


HAKSAL HUKUKİ DANIŞMANLIK BÜROSU
Efeler Mahallesi Koçkar Caddesi nr: 10/1Didim Aydın P.K: 09270  
TEL: [0256] 811 02 02 – GSM: 0532/ 573 14 91
E-Posta: farukhaksal@gmail.com
________________________________________

“YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEBİ VARDIR”
DANIŞTAY .. DAİRESİNE
Gönderilmek üzere
DİDİM ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİ’NE
DAVACI:    Akbük Kültür ve Çevre Derneği vekili
Av. Faruk Haksal
Efeler Mahallesi Koçkar Caddesi Nr: 10/1 Didim Aydın
VEKİLİ:    Av. Faruk Haksal
Efeler Mahallesi Koçkar Caddesi nr: 10/1 Didim Aydın
DAVALI:    T.C Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
Mustafa Kemal Mahallesi, Eskişehir Devlet Yolu
9. kilometre Dumlupınar Bulvarı No: 278 06510 Çankaya/ANKARA
DELİLLER:    Halkın katılım toplantısına itiraz dilekçemiz, idarenin cevap yazısı, ilgili başvuru dosyası, ÇED olumlu kararı listesi, ilgili şirketin ana sözleşmesi ve konkordato ilanını belgeleyen Ticaret Sicili Gazetesi, ilmi ve kazai içtihatlar ve her türlü delil.
KONU:    Aydın ili Didim ilçesi Arapça-Karacagöl Dalyanı 3 numaralı Potansiyel Su Ürünleri Yetiştiriciliği Alanı Mevkii sınırları dahilinde Agromey Gıda ve Yem Sanayi Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan Su Ürünleri Yetiştiriciliği Tesisi (2000 ton/yıl) projesi ile ilgili olarak 16.01.2020 tarihinde düzenlenen “Halkın Katılım Toplantısı” sonrası davalı bakanlığın tesis etmiş olduğu “ÇED olumlu kararı” içerikli işleminin iptali ve yürütmeyi durdurma talebimizi içermektedir.
KARAR TARİHİ:
    22.12.2020’dir.
Bu tarih itibariyle davamız süresi içindedir.
Ancak, müvekkile ve bölge halkına bu bilginin ulaşması için ayrıca bir ilan ve/veya bir bildirim de yapılmamıştır


İPTAL NEDENLERİMİZ İLE
HUKUKİ ve MADDİ NEDENLERİ:

1.    Aydın ili Didim ilçesi Arapça-Karacagöl Dalyanı 3 numaralı Potansiyel Su Ürünleri Yetiştiriciliği Alanı Mevkii sınırları dahilinde Agromey Gıda ve Yem Sanayi Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan Su Ürünleri Yetiştiriciliği Tesisi (2000 ton /yıl) projesi ile ilgili olarak 16.01.2020 tarihinde “Halkın Katılım Toplantısı” düzenlenmiştir.
Toplantının düzenlendiği yer, Didim’in hem nüfus ve hem de kapsam itibariyle en küçük bir mahallesi olan Akköy’de dört küçük masadan ibaret olan çok küçük bir köy kahvesidir.
Toplantı birçok nedenlerle ilgili mevzuattaki amir hükümleri aykırı olarak, adeta bir “yasak savma” oldu-bittisi içinde gerçekleştirilmiştir.

2.    Söz konusu toplantı hakkındaki görüş ve itirazlarımızı yazılı şekilde Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin Ve Denetim Genel Müdürlüğü’ne arz etmiş bulunuyoruz.
Sözünü ettiğimiz başvuruya davalı idare 25.02.2020 tarihinde yanıt vermiş bulunmaktadır.
Söz konusu itiraz metnimiz ve idarenin cevap yazısı dilekçemizin ekinde görüşlerinize arz edilmiştir.

3.    TESPİT EDİLEN HUKİKİ AYKIRILLAR:

a.    Halkın Katılımı Toplantısı uygun araçlarla ve Didim halkının tümünün bilgi edinmesini sağlayacak bir şekilde duyurulmamıştır. Bu husus, aksi ileri sürülemeyecek kadar açık bir gerçektir.
Söz konusu projenin doğrudan etkileri gelişme çizgisinde bir turizm kenti olan Didim’in turizm geleceğini ve halk sağlığını olumsuz etkileyecek sonuçları içeren ve çevre değerlerini açıkça ihlal eden bir girişimdir.
Dolayısıyla söz konusu toplantı duyurusunun tüm Didim halkına, ilgili turizm sektör temsilcilerine ve ilgili tüm demokratik kitle örgütlerine yönelik olarak yapılması gerekirdi. Bu bir yasal zorunluluk olduğu gibi aynı zamanda etik bir gerekliliktir.

b.    Ayrıca… Arz ettiğimiz bu nedenlerle, vekili olduğum çevre dernekleri anılan toplantıya aktif olarak katılma imkânını bulamamışlar; üyelerini bu konuda bilgilendirerek söz konusu Halkın Bilgilendirme Toplantısı’na katılmalarını sağlayamamışlardır.
Dolayısıyla bu nedenle, Didim halkı yanında müvekkil dernek üyelerinin de, Anayasa’dan ve ilgili çevre mevzuatından doğan haklarını kullanmaları fiilen engellenmiş bulunmaktadır. Bu husus da ayrı, müstakil ve ciddi bir hukuk ihlalidir.

c.    Ayrıca, bu kadar olumsuz önemli etkileri olacağı kesin olan bir girişim ile ilgili Halk Toplantısı’nın Didim’in en küçük bir mahallesinde dar kapsamlı (dört küçük masa kapasiteli) bir köy kahvesinin içinde düzenlenmiş olması da ayrı ve müstakil bir hukuk ihlalidir.

d.    Ayrıca, toplantının yapılmak istendiği köy kahvesinin Didim’e uzaklığının 16 kilometre olması, katılmak isteyen insanların mutlaka bir takım özel ya da genel araçlara ihtiyaç duymalarını gerekli kılan ayrı bir engel oluşturmaktadır.

e.    Ayrıca toplantı yerinin ilan edilen yer itibariyle birden çok kez değiştirilmiş olması da ayrı ve müstakil bir hukuk ihlalidir.

Kolaylıkla tespit edileceği üzere toplantının düzenleniş şekli, ilgili mevzuatın lafzına, ruhuna ve amaçlamış olduğu kamu yararı ilkesine tümüyle aykırıdır.

f.    İdare bu itirazımıza şu şekilde yanıt vermiştir:
“İlgili yazınızda proje ile ilgili hususlar, ÇED Yönetmeliğinin 8. maddesinin 4.fıkrasına göre, Bakanlığımızca oluşturulan komisyon üyesi kurum ve kuruluşlarla birlikte ÇED sürecinde değerlendirilecektir.”

Ancak ortaya çıkan ÇED Olumlu işlemi göz önünde alındığında bu değerlendirmenin asla yapılmamış olduğu görülmektedir. Bu içeriği itibariyle idarenin yanıtı sıradan bir yasak savma girişiminden öteye gidememektedir.

g.    Arz ettiğimiz bu nedenlerle, vekâleten başvurusunda bulunduğumuz derneklerin yönetim kadroları ve üyeleri ile söz konusu proje ile ilgili görüş bildirecek sair Didimli vatandaşların ilgili proje konusunda düşüncelerini ifade etme imkân ve hakları ortadan fiilen kaldırılmış; daha açık ifadesi ile gasp edilmiş bulunmaktadır.
Ulaşılan bu fiili sonucun ilgili mevzuata uygunluğunu ileri sürmek ise, -hukukun içinde kalındığı sürece- asla mümkün değildir.

h.    Ancak bütün bu hukuk ihlallerine rağmen, her nasılsa bir yerlerden kulaktan dolma bilgilerle anılan toplantının yerini ve saatini öğrenerek toplantının düzenlendiği mahalle ulaşabilen bir gurup insan, bu durumu protesto ederek Didim’in geleceğine sahip çıkmaya çalışmış ve gelişmeleri yoğun bir biçimde protesto etmiştir.
Söz konusu protestonun özü, arz ettiğimiz gibi Didim’in geleceğini ve halk sağlığını korumaya yönelik demokratik bir hakkın kullanılmasıdır.

i.    ÇED Yönetmeliği’nin 10. maddesine göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, komisyon üyesi kurum/kuruluşların görüş ve önerileri ile halktan gelen görüş ve öneriler doğrultusunda Özel Format düzenleyeceği öngörülmüştür. Başka bir deyişle, halkın katılımı, Özel Format’ın en temel unsurudur.  Arz ettiğimiz nedenlerle bu katılım reel bir biçimde sağlanamadığına göre, işbu dilekçemizde yer alan hukuki neden ve gerçeklerin ciddiyetle değerlendirilmesi yasal bir zarurettir.
Sonuç olarak, arz ettiğimiz bu hukuka aykırılıkların Özel Format’ta yer verilmesi yönündeki talebimiz de, fiilen gerçekleştirilmemiş bulunmaktadır…
Bu gerçek ise, düşüncemize göre ayrıca, hukuk devleti ilkesinin ihlali sonucunu doğurmuştur.

j.    Dava konusu işlemin hukuka aykırılığını ortaya koyan yerel somut gerçekler bulunmaktadır:
Şöyle ki;
i.    Didim, tarihi kültür mirası ve doğası ile gelişen bir turizm cennetidir. Menderes nehrinin deltası 1. derece Sit alanıdır. Tarihi Apollon Tapınağı, Batı kültürünün kaynağı ve başkenti sayılan Milet antik kentini bağrında barındırmaktadır. Kutsal yol ise, yine 1. derece Sit alanıdır.
ii.    Didim ilçesinin önemli bir bölümü Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ilan edilmiş ve bu karar, 06.01.2005 tarih ve 25692 sayılı Resmi Gazete  yolu ile tescil edilmiştir.
iii.    “Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100 000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı çerçevesinde bu kararlar ayrıca onaylanmış bulunmaktadır. Söz konusu plana göre Didim’in gelişme çizgisinin, ekolojik açıdan hassas olan [Akköy ve uzantısında yer alan] bölgelerde korunma-kullanma dengesinin, gelişmekte olan turizm sektörü ile eşgüdüm halinde olacak şekilde sürdürülmesi ön görülmektedir. Bu önemli tespit, resmi bir karar biçiminde plan içeriğinde vurgulanmış ve kesinleşmiş bulunmaktadır.”

Aynı alanda;
•    Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce Dilek Yarım adası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı koruma alanı,
•    Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce 1. Derece Doğal Sit Alanı,
•    Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünce Kutsal yol 1. Derece Arkeolojik Sit ve Koruma Alanı,
•    Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım İşletmeler Genel Müdürlüğünce, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi… gibi ekolojik açıdan hassas ve korunmaya muhtaç bölgeler tespit edilerek karar altına alınmış bulunmaktadır.

Bütün bu karar ve tespitlerin tek amacı, kamu yararı, halk sağlığı ve ülkenin ekonomik gelişmesine katkı sağlamaktır.
Konumuzu oluşturan balık çiftliği işletmeciliği, hâkim rüzgar olan kuzey ve kuzey batı rüzgar ve akıntılarının etkisi ile Didim sahillerini ve plajları kirliliği ile kaplayacak telafi edilmesi mümkün olmayan pis kokusu ile turizm atmosferini boğacaktır.
Doğanın korunmasını, çevre değerlerini hiçe sayarak insan unsurunu ve Didim’in geleceğine büyük bir darbe vuracak olan bu projenin dayandığı tek unsur, dizginlenemeyen kar hırsıdır.

iv.    Ayrıca…
24.01.2007 tarih ve 26413 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Denizlerde Balık Çiftliklerinin Kurulamayacağı Hassas Alan Niteliğindeki Kapalı Koy Ve Körfez Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğin 3/b maddesi,
“Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca belirlenen/ belirlenecek olan doğal ve arkeolojik sit alanlarında balık çiftlikleri kurulamaz”
… hükmünü içermektedir…

Söz konusu işletmelerin halk sağlığına zarar veren türlü çeşitli etkileri olduğu gerçeği bugün artık üstü örtülemeyecek kadar ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Deniz suyundaki oksijenin azaltılması, kullanılan antibiyotik ve çeşitli kimyevi sentetik-yapay katkı maddelerinin yarattığı kirlilik, yem ve balık dışkılarının oluşturduğu yoğun pislik denizdeki ekolojik dengeyi önemli ölçüde yok etmektedir.

4.    Davalı idare, dilekçemize verdiği cevap metninde ileri sürmüş bulunduğumuz bu itirazlar konusunda aşağıdaki yanıtı vermiştir. Aynen aktarıyoruz:
“İlgili yazınızda proje ile ilgili hususlar, ÇED Yönetmeliğinin 8. maddesinin 4.fıkrasına göre, Bakanlığımızca oluşturulan komisyon üyesi kurum ve kuruluşlarla birlikte ÇED sürecinde değerlendirilecektir.”

Ama yukarıdaki satırlarda da arz ettiğimiz üzere böyle bir değerlendirme –her nedense- yapılmamıştır…

HUKUKİ DEĞERLENDİRMEMİZ:

İdarenin vermiş olduğu bu yanıt hukuki mesnetten yoksundur.
Şöyle ki;

5.    İdarenin yanıta gerekçe yapmış olduğu 8.madde metnini aynen aktırıyoruz:
MADDE 8 – (1) Proje sahibi tarafından yetkilendirilen, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar Ek-3’te yer alan ÇED Genel Formatı esas alınarak hazırlanan ÇED Başvuru Dosyasını Bakanlığa sunar.

Açıklıkla görüleceği üzere, itiraz dilekçemizde yer alan husus ve taleplerle İdarenin yanıtına mesnet yaptığı gerekçe birbirinden tümü ile farklıdır.
Biz, itirazlarımızın bakanlıkça hazırlanacak olan ÖZEL FORMAT’a dahil edilmesini talep ettik.
Söz konusu maddenin altını çiziyoruz:

Komisyonun, kapsam ve özel format belirlemesi:
MADDE 10 – (1) Komisyon üyesi kurum/kuruluşların görüş ve önerileri ile halktan gelen görüş ve öneriler doğrultusunda Bakanlıkça ÇED Raporu Özel Formatı hazırlanır.

Madde çok açıktır.
Dolayısıyla idarenin söz konusu “Özel Format”ı, halktan gelen görüş ve öneriler doğrultusunda hazırlaması gerek ve şarttır. Bu gereklilik, amir bir hükümdür.

Bakanlığın sözünü ettiği 8.madde hükmü bu noktadan sonra devreye girmektedir:
MADDE 8 – (1) Proje sahibi tarafından yetkilendirilen, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar Ek-3’te yer alan ÇED Genel Formatı esas alınarak hazırlanan ÇED Başvuru Dosyasını Bakanlığa sunar.

Burada altı çizilecek temel esas şudur:
Bakanlığa sunulacak ÇED başvuru dosyası, ÇED genel formatı esas alınarak hazırlanacaktır…

İşte itiraz başvurumuzda yer alan temel talep bu esastır.
ÇED mevzuatında yer alan bu temel esas uygulanmadığı takdirde ya da sürece ortada temel bir hukuka aykırılık vardır.
Bu esasa uyulmadıktan sonra, “Halkın Bilgilendirme Toplantısı” sırf şekli bir formaliten ibaret bir prosedür olarak kenara itilmiş ve üzeri bürokratik yazışmalarla örtülmüş bir kandırmaca olur.

ÇED yönetmeliğinin sözün ettiğimiz maddesi halkın bilgilendirme toplantısında ortaya çıkan görüş ve önerilerin mutlaka ÇED Özel Formatı içeriğine dahil edilmesini emretmektedir.

İdare verdiği yanıtta bu görüş ve önerilerin, yönetmeliğin 8/4. Maddesi gereğince oluşturulacak komisyon üyesi ve kuruluşlarla birlikte ÇED sürecinde değerlendirileceğini söyleyerek meselenin üzerini kapatmıştır.
Oysa söz konusu madde bu cevaba hukuki bir dayanak da –asla- oluşturamaz.
Çünkü;
Anılan maddeyi bir bütün olarak metnimizin içine alıyoruz:
MADDE 8 – (1) Proje sahibi tarafından yetkilendirilen, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar Ek-3’te yer alan ÇED Genel Formatı esas alınarak hazırlanan ÇED Başvuru Dosyasını Bakanlığa sunar.

Açıklıkla görüleceği üzere, ÇED Genel Formatı’na göre hazırlanan ÇED Başvuru dosyasının bakanlığa sunulması sürecini düzenlemektedir.
Başka bir deyişle, bizim görüş ve önerilerimiz ÇED özel Formatı’nda mutlaka yer alacak… Ve [bu aşama sonrasında söz konusu Format içeriğinde yer alan esaslara uygun olarak] ÇED Başvuru Dosyası Bakanlığı sunulacaktır.

6.    Bu noktada, temel esasları idareye yaptığımız başvuru dilekçesinin [7.] maddesinde de yer alan bir esası tekrarlamak istiyoruz:

Anayasa’nın 56. maddesi ve temel çevre hukuku prensipleri uyarınca, halkın çevresel yönetim süreçlerine katılım hakkı çevre hukukunun en temel unsurlarındandır.
ÇED süreci kapsamında, girişimci firmanın baskın nitelikteki etki ve çalışmaları doğrultusunda Halkın Katılımı Toplantısı’nın usule ve yasaya aykırı olarak yapılmaya çalışılmış olması, halkın ilgili proje hakkındaki görüşlerini [oldu-bitti yöntemleri uygulayarak] almadan Özel Format belirlenmiş olması ve ÇED sürecinin arz ettiğimiz hukuk ihlali ve dayatmalarla işletilmeye çalışılması Anayasa’nın ve Çevre Mevzuatı’nın ve öncelikle de ÇED Yönetmeliği’nin amir hükümlerine açıkça aykırılık oluşturmaktadır.
Ortaya çıkabilecek bu sonuç ise, açıkça kamu yararına aykırıdır.
Hukuka aykırıdır.

İLGİLİ ŞİRKET KONKORDATO
SÜRECİ İÇİNDEDİR
7.    Davalı idarenin ÇED süreci boyunca [en hafif ifadesi ile] konuyu ne kadar özensiz bir biçimde ele alıp değerlendirmiş olduğunun en açık ve bariz örneğini aşağıdaki gerçeği takdirlerinize arz ederek açıklıyoruz:
Davalı bakanlığın en temel görev ve sorumluluğu halkın sağlığı ve bunun yanında, proje sahibi şirketin ekonomik sağlamlığı ve sonuç olarak girişimin ekonomimize olan katkıları olmak durumundadır.
Ama ÇED Olumlu kararı düzenlenen şirket halen konkordato sürecinde olan ve ekonomik olarak istikrar ve sağlamlığı son derece tartışmalı olan bir oluşumdur.
Bu noktada önemine binaen İİK’nun ilgili maddesini metnimize aktarıyoruz:
Konkordato talebi:
Madde 285 – (Değişik: 28/2/2018-7101/13 md.)
Borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir.

İlgili şirketin söz konusu talebi üzerine yetkili mahkeme bilirkişi incelemesi yaptırmış ve anılan şirketin borçlarının mal varlığından fazla olduğunu, borçlarını ödeyemez duruma geldiğini tespit etmiş ve gerekli prosedürler tamamlanarak ticaret mahkemesi konkordato ilanına karar vermiştir.

8.    Ayrıca yine bilineceği üzere konkordato sürecinin sonunda anılan şirket tarafından gerekli şartlar yerine getirilemediği takdirde İFLAS KARARI verilmesi hukuken zorunludur.
Mali bakımdan bu derece sorunlu bir şirkete böyle bir “kolaylık” sağlanmasının gerekçelerini tartışmak bile istemiyoruz. Ancak, davalı idarenin bu hususu hiçbir şekilde gündeme getirmemesi, tartışmaması ve asla değerlendirmemiş olması meseleye gereken özen ve titizliğin gösterilmemiş olduğunu ortaya koymaktadır.
CED Olumlu kararı verilen projenin maliyeti oldukça yüksek meblağları gerektirmektedir. Çok kısa bir süre önce konkordato ilan eden bir şirket bu büyük paraları nasıl ödeyecektir?
Asıl önemli olan ise, ödeyemez ise, ortaya çıkacak bir iflas rdurumunun çözümü nasıl başarılacaktır?
Bütün bu önemli sorunlar davalı bakanlık tarafından –her nedense- incelenmemiştir.

Konkordato süreci ile ilgili Ticaret Sicili belgeleri dilekçemizin ekinde arz edilmiştir.

ŞİRKET, ANA SÖZLEŞMESİNE GÖRE
BÖYLE BİR İŞ YAPAMAZ!
9.    Davalı idare proje sahibi şirketin ana sözleşmesi dahi incelememiş bulunmaktadır.
Çünkü, bu önemli konu incelenmiş olsaydı, bu şirketin faaliyet konuları içinde, balık üretme çiftliği kurmak ve işletmek gibi bir konunun bulunmadığını görür ve başvuruyu daha en başından ret ederdi.
Bu konu hukuken çok çok önemli bir değer taşımaktadır.
Çünkü bir anonim şirket ana sözleşmesinde sınırlı olarak sayılmış bulunan faaliyet konularının dışındaki bir işi yapamaz, faaliyette –asla- bulunamaz.
Şirket ana sözleşmesi dilekçemizin ekinde arz edilmişti.

YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEBİMİZ:

Olayımızda İYUK’nun aradığı iki şartta birlikte olarak mevcuttur:
     Çünkü arz ve izah etmeye çalıştığımız üzere, işlemin yürütülmesinin durdurulmaması halinde, yargılama süreci boyunca faaliyet sürdürülecek, ve sözünü ettiğimiz risk ve zararlar yoğun bir biçimde yaşanacaktır.

     Ayrıca, yukarıda ana başlıklar halinde dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırılıklarını birer birer takdirlerinize arz etmiş buluyoruz.
Düşüncemize göre, bu kadar üst üste gerçekleştirilmiş olan açıkça hukuka aykırılık yoğunluğu işlemin yürütülmesini durdurulması için fazlasıyla yeterlidir.

Arz ettiğimiz üzere bu iki koşul olayımızda mevcuttur ve birlikte gerçekleşmiştir.

Bizler vatandaş sorumluluğunu omuzlarımıza yüklenerek huzurdaki davayı ikame ediyor; sonuç olarak kamu yararının tesis edilmesini, turizm potansiyeli hayli yüksek olan Didim’in halk sağlığını, ekonomik geleceğini ve kökleri tarihin ilk çağlarındaki derinliklere kadar uzanan kültürel ve sosyal yapısını korumak amacı ile işbu davayı ikame ediyoruz.

Takdir sayın yüksek mahkemenindir.

SONUÇ VE TALEP:
Arz ve izah etmeye çalıştığımız nedenlerle;
A.    Öncelikle yürütmenin durdurulması kararı verilmesi;
B.    Davalı bakanlığın tesis etmiş olduğu ÇED Olumlu kararının iptali;
C.    Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı idareye tahmil edilmesi…
… yönünde karar verilmesini takdirlerinize arz ve talep ederim.
Saygılarımla…
Av. Faruk Haksal



Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 3.238.186.43
Tarih: 5.03.2021
Akbük Mahallesi 1021 Cadde No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Didim - Aydın
www.akceder.com