HEPİMİZ ORADA OLACAĞIZ!.. - Faruk Haksal

 30 Ağustos’larda [yasaklı/yasaksız] düzenlenmiş  törenlere katılıyoruz.

Saygı duruşlarında bulunuyor, sonra da İstiklal [yani BAĞIMSIZLIK] Marşı’mızı söyleyip [nasıl oluyorsa] gönül rahatlığı içinde evlerimize, işlerimize dönüyoruz.

Ve böylece bir yıl daha geçiyor ve bizlerin tören-Atatürkçülüğü becerimiz bir yıl daha tecrübe kazanıyor…

Ama gelin Gazi Mustafa Kemal Atatürk 30 Ağustos’u nasıl anlatmış, NUTUK’tan onu okuyalım:

Okumayanlar için söylüyoruz: NUTKUN TAMAMINI MUTLAKA OKUYALIM!..

[Aynen alıntıdır:]

TAARRUZA HAZIRLIK EMRİ:

"Ordunun hazırlıklarının tamamlanmasını ve taarruzun bir an önce yapılmasını emrettikten sonra tekrar Ankara`ya döndüm. Batı Cephesi Komutanı, 6 Ağustos 1922`de ordularına gizli olarak taarruza hazırlık emri verdi. Genelkurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanı Paşalar da Ankara`ya döndüler.

Efendiler, taarruz için yeniden cepheye gitmeden önce, Ankara`da yapılması gereken bazı işler vardı. Daha taarruz emri verdiğimi Bakanlar Kurulu`na da açıkça bildirmemiştim. Artık onlara resmi olarak haber verme zamanı gelmişti. Yaptığımız bir toplantıda iç ve dış durumlarla ordunun durumunu görüşüp tartıştıktan sonra, taarruz konusunda Bakanlar Kurulu ile görüş birliğine vardık.

Önemli bir konu daha vardı. Muhalifler ordunun çürüdüğünden, kıpırdayacak durumda olmadığından, böyle karanlık ve belirsizlik içinde beklemenin sonucunun felaketten ibaret olacağı yolundaki propagandalarına alabildiğine hız vermişlerdi. Gerçi, Meclis`te bu düşünce akımının bıraktığı yankılar, zaten düşmanlardan fazlasıyla gizlemek istediğim taarruz bakımından yararlıydı. Fakat bu olumsuz propaganda en yakın ve en inanmış kimseler üzerinde bile kötü etkisini göstermeye başlamış, onlarda da kararsızlıklar uyandırmıştı. Onları da yakında yapacağım taarruz konusunda ve altı yedi gün içinde düşmanın ana kuvvetlerini yeneceğime olan güvenim hususunda aydınlatmayı ve yatıştırmayı gerekli buldum. Bunu da yaptıktan sonra Ankara`dan ayrıldım. Genelkurmay Başkanı benden önce 13 Ağustos 1922`de cepheye gitmişti.

Ben birkaç gün sonra hareket ettim. Hareketimi belirli birkaç kişi dışında bütün Ankara`dan gizledim. Benim Ankara`dan ayrılacağımı bilenler, burada imişim gibi davranacaklardı. Hatta gazetelerle benim Çankaya`da çay ziyafeti verdiğimi de ilan edeceklerdi. Bunu şüphesiz o vakitler işitmişsinizdir. Trenle hareket etmedim. Bir gece otomobille Tuz Çölü üzerinden Konya`ya gittim. Konya`ya hareketimi, telgrafla orada kimseye bildirmediğim gibi, Konya`ya varır varmaz telgrafhaneyi kontrol altına aldırarak Konya`da bulunduğumun da hiçbir yere bildirilmemesini sağladım.

20 ağustos 1922 günü öğleden sonra saat 16.00`da Batı Cephesi Karargahı`nda yani Akşehir`de bulunuyordum. Kısa bir görüşmeden sonra 26 ağustos 1922 sabahı düşmana taarruz için Cephe Komutanına emir verdim.

 

26 AĞUSTOS 1922 TAARRUZ EMRİ:

20/21 Ağustos 1922 gecesi 1`inci ve 2`inci Ordu Komutanlarını da Cephe Karargahına çağırdım. Genelkurmay Başkanı ile Cephe Komutanını da yanımda bulundurarak, taarruzun nasıl yapılacağını harita üzerinde kısa bir savaş oyunu şeklinde açıkladıktan sonra Cephe Komutanı`na o gün vermiş olduğum emri tekrarladım. Komutanlar harekete geçtiler. Taarruzumuz, strateji ve aynı zamanda bir taktik baskın halinde yürütülecekti. Bunun gerçekleştirilebilmesi için de kuvvetlerin yığınak ve hazırlıklarının gizli kalmasına önem vermek gerekiyordu. Bu sebeple bütün yürüyüşler gece yapılacak, birlikler gündüzleri köylerde ve ağaçlıklar altında dinleneceklerdi. Taarruz bölgesinde, yolların düzeltilmesi v.b. çalışmalarla düşmanın dikkatini çekmemek için diğer bazı bölgelerde de benzeri yanıltıcı hareketlerde bulunulacaktı.

24 Ağustos 1922`de karargahımızı Akşehir`den, taarruz cephesi gerisindeki Şuhut kasabasına getirttik, 25 Ağustos 1922 sabahı da Şuhut`tan savaşı idare ettiğimiz Kocatepe`nin güneybatısındaki çadırlı ordugaha naklettik. 26 Ağustos sabahı Kocatepe`de hazır bulunuyorduk. Sabah saat 5.30`da topçu ateşimizle taarruz başladı.”

 

İşte böyle…

Ve ancak böylece bizler şu anda, oldukça eksik de olsa, hala laik-ve demokratik-bir Cumhuriyette soluk alabiliyoruz…

Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 3.227.235.216
Tarih: 25.09.2021
Akbük Mahallesi 1021 Cadde No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Didim - Aydın
www.akceder.com