SU ZENGİNİ DEĞİLİZ [II] - Ali Can

Bir önceki yazıda bu konuyu sürdüreceğimizi belirtmiştim.

Kısa bir anımsatma: “Ülkeler kullandıkları su miktarına göre üç grupta sınıflandırılmaktadırlar:

        A- Yılda kişi başı 1000 m3 ‘ün altında su kullanan ülkeler, “su fakiri”,

        B- 1000-3000m3 arası su kullananlar, “su kısıtı-su stresi” çeken ülkeler,

        C- 10.000m3’ün üstünde kullanan ülkeler ise, “su zengini” ülkeler olarak nitelendirilir.

Ülkemizde kişi başına düşen su miktarı; 2010 yılında 1519 m3’e,son yıllarda ise, bu miktar, 1430 m3 ‘e kadar düşmüştür. TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) 2030’da nüfusumuzun 100 milyon olacağını öngörmüştür. Bu durumda 2030 yılında kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1.120m3/yıl civarına düşebileceği belirtilmektedir.

Ülkemizin şu andaki durumu da hiç iç açıcı değildir: Küresel ısınmanın sonucu olarak yağışların azalması ve tarımsal sulamadaki bilinçsizliğin sonucu olarak ülkemiz, son 20 yılda suyunun %65’ini yitirmiş ve bu nedenle yurdun tamamı itibariyle birçok su kaynağı kurumuş; bunun yanında 1.300.000 hektar sulak alan (2007 verilerine göre) kuruma, doldurma ve mevcut su rejiminde bilinçsiz ya da ranta dayalı girişimler sonucu ekonomik ve çevresel (ekolojik) işlevini yitirmiştir. Birçok su kaynağının da kirlenme ve kuruma ile karşı karşıya olduğu uzmanlarca belirtilmektedir.

Türkiye’nin yüzölçümü 783.577 km2, bir başka söyleyişle 78 milyon hektardır. Bu alanın yaklaşık üçte biri, 28 milyon hektarı tarım arazisidir.

Yapılan çalışmalara göre, bu alanın yalnızca 8,5 milyon hektarı tarım ekonomisi bakımından sulanabilecek alan olarak belirlenmiştir. Ancak bu alanın sadece 5,61 milyon hektarı, yani sulanabilecek alanın % 66’sı sulanabilmiştir (2011 yılı sonu itibariyle).

Ülkemizin kullanılabilir yıllık su varlığı 112 milyar m3’dür. Kullanılan su miktarı ise, yaklaşık 44 milyar m3’dür (2013). 2013 yılında tarımsal su kullanımı 5,50 milyon hektar sulanabilen alan için 32 milyar m3 olmuştur. Bu miktarın 2023 yılında sulanabilen 8,5 milyon hektar alan için 50 milyar ile 112 milyar m3 düzeyinde olacağı varsayılmaktadır.

2012 yılında TÜİK’in köyler dışında, tüm belediyelerde yaptığı “Belediye Su İstatistikleri Anketi’nin sonuçlarına göre, 2950 belediyeden 2928’inde içme ve kullanma suyu şebekesiyle hizmet verilmiş ve bunun karşılığında su kaynaklarından 4,9 milyar m3 su çekilmiştir. Çekilen suyun % 48,9’u barajlardan; 28,3’ü kuyulardan; % 19,2’si kaynaklardan; % 2’si göl, gölet veya denizlerden ve % 1,6’sı akarsulardan sağlanmıştır (2012).

Belediyelerce içme suyu şebekesine çekilen kişi başı günlük ortalama su miktarı 216 litre olarak saptanmıştır. Üç büyük ilimizde çekilen günlük kişi başı ortalama su miktarı: İstanbul için 186 litre; Ankara için 217 litre; İzmir için 223 litre olarak belirlenmiştir.

İçme ve kullanma suyu şebekesi kanalıyla hizmet veren belediyelerin, 2012 verilerine göre hizmet verdiği nüfus sayısının Türkiye nüfusu içindeki oranı % 83, toplam belediye nüfusu içindeki payı ise, % 98’dir. İçme suyu arıtma tesisleri ile hizmet veren belediye nüfusunun ülkemiz nüfusu içindeki oranı % 47, toplam belediye nüfusu içindeki oranıysa % 56 olarak belirlenmiştir.

2010 yılında TÜİK tarafından yapılan “Belediye Atık Su İstatistikleri Anketi” sonuçlarına göre; 2950 belediyeden 2235’inde kanalizasyon şebekesi ile hizmet verildiği saptanmıştır. Yani tüm belediyelerin Türkiye nüfusu içinde, % 75,7’si kanalizasyon şebekesi ile hizmet vermektedir. Bu oran belediye nüfusu dikkate alındığında % 88’e denk gelmektedir.

Görüldüğü gibi, Türkiye’de suyu en fazla kullanan sektör olarak tarım başı çekmektedir. Bu açıdan su kaynaklarının yönetiminde tarımsal sulama en önemli başlık olarak ortada durmaktadır!

        Not: Bu konuya devam edeceğiz.

Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 3.94.202.172
Tarih: 24.2.2020
Akbük Mahallesi 1021 Cadde No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Didim - Aydın
www.akceder.com