HAS'LER - [II] - Ali Can

Bundan önceki yazımızda (HES’LER-I), genel olarak HES’in tanımını ve özelliklerini belirtmiş HES’in temel girdisi olan su kaynaklarının durumuna göz atmıştık. Ayrıca HES’lerle ilgili yasa ve yönetmelikleri de göstermiştik. Bu yazıda da ülkemizdeki HES’lerin bölgesel ve sayısal dağılımı, gücü ile olumlu ve olumsuz yanlarını ele alacağız.

Üretim Lisanslı HES’lerin Bölgelere ve Kurulu Güçlerine Göre Dağılımı

(Kaynak: EPDK. Ocak 2011)

 

Toplam

«10MW

10-50MW

»50MW

Marmara

26

16

7

3

Ege

37

25

7

5

Akdeniz

161

85

48

28

İç Anadolu

71

34

26

11

Karadeniz

271

122

115

34

Doğu Anadolu

130

57

54

19

G. Anadolu

41

14

15

12

Toplam

 

İşletmede Olanlara Göre

Oranlar

(2011)

737

 

 

525

353

 

 

245

272

 

 

211

112

 

 

69

 

En Çok HES Üretim Lisansı Olan İller:

            TRABZON                            :58                  ERZURUM    :32

            GİRESUN                              :43                  ADANA          :31

            ANTALYA                            :38                  RİZE              :28

            ARTVİN                                :36                  MERSİN         :23

            KAHRAMANMARAŞ          :35                  SİVAS             :21

 

Toplam hidroelektrik santral sayısı 640’dır. Kurulu gücü de 28.358MWe’dir. Yıllık elektrik üretimi 73.804GWh ve üretimin tüketime oranı %28,39’dur.

313 akarsu üzerine yapılmış 602 adet HES kuruludur. Toplam plan + Kurulu Güç ise: 19.817,11MW’dur.

 Bunlardan Yeşilırmak üzerinde 19; Kızılırmak üzerinde 16; Aras üzerinde 14; Ceyhan üzerinde 10; Sakarya üzerinde 10; Kelkit Çayı üzerinde 10 adettir. Diğerlerinde tek haneli rakamlardadır.

2015 yılında HES’lerin elektrik üretiminin tüketimi karşılama oranı %25 olmuştur. 2014 yılında ise bu oran %15 ile en düşük değeri oluşturmuştur. Bu oranlara 100 MW’dan büyük HES’lerde dahildir.

Son zamanlarda HES yatırımı yapmak amacıyla su kullanım anlaşması yapmış olan birçok ulusal şirketin payları yabancı şirketlere satılmıştır. Bu durum mevcut tahkim yasasıile  (anlaşmazlıklarda, uluslararası mahkemelerde yargılanma isteme hakkı) birlikte ulusal su kaynaklarımız üzerindeki tasarruf hakları konusunu uluslararası bir boyuta taşımaktadır.

Hes’lerin Olumlu ve Olumsuz Yanları

Olumlu Yanları:

HES’ler diğer üretim çeşitleri ile karşılaştırıldığında:

-İşletme maliyeti düşüktür,

-İşletme ömrü uzundur,

-Verimi yüksektir,

-Ulaşımı güç olan yerlerde ve ulusal sistemden beslenemeyen kırsal bölgelerin enerji gereksinimini karşılar.

Ancak hidroelektrik enerjinin yenilenebilir bir enerji kaynağı olarak, dünyadaki su döngüsüne bağlı olduğu da unutulmamalıdır.

Olumsuz Yanları:

-Selkontrolu, içme ve kullanma suyu sağlamak gibi bir işlevleri yoktur,

-Üretilen kwh enerji başına etütler için yapılan harcama giderleri fazladır. 1kw kurulu güç için gerekli yatırım maliyeti büyük santrallerden yüksektir.

-Ülkemizde bu konuda yetişmiş teknik eleman sıkıntısı vardır. Bu da uygulamalarda çevresel ve ekonomik sorunlar yaratmaktadır. Depolama özelliği olmadığından enerji üretimi akıma bağlıdır. Bu nedenle HES’lerin verimleri düşük kalmaktadır.

-Akarsudaki su rejimini azaltmakta, akarsu çevresindeki fauna, flora ve dolayısıyla insan yaşamı olumsuz etkilenmektedir. Tarım ve hayvancılık zora sokulmakta ve doğa yıpratılmaktadır.

-İnşaat aşamasında akarsu yatağında ve çevresinde birçok sorunla karşılaşılmaktadır.

Eğer mutlaka yapılması gerekiyorsa şu koşullar kesinlikle dikkate alınmalıdır:

-Doğal çevrenin ve yöredeki insanların yaşam biçimlerinin tanımlanması,

-Çevrenin duyarlı noktalarının ayrıntılı ve yeterli düzeyde incelenmesi ve hassas noktalarda dengeyi bozmayacak çözümler üretilmesi ve buna uygun proje ve işletme çalışması hazırlanması,

-İnşaat ve işletme aşamasında proje ve işletme çalışmalarına uyulması ve denetiminin düzenli yapılması,

-İşletme süresince işletme çalışmasında göz önüne alınmayan etkilerin gözlemlenerek ortadan kaldırılması,

-Görsel olarak doğa ile bütünlük sağlayacak biçimde düşünülmesi ve gürültü etkisinin dikkate alınması,

-HES çevresindeki halkın onayının mutlaka alınması ve yapıyla ilgili bilgilendirilmesi, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) raporunun uzman kişive kurumlarca nesnel olarak hazırlanmasının sağlanması ve yöre halkından onay alması,

-Elektrik üretiminin en üst düzeyde yöre halkının paydaş olacağı şekilde kullanılması ve sanayi/tarımsal gelişime de destek sağlayabilmesi gerekir.

Son Söz:

Sorun depolamalı veya depolamasız HES’lerin yapımına karşı olmak değildir. Karşı olunan ve olunması gereken; toplumların büyük bir tüketici kitle olmasını sağlayıp, doğayı oluşturanbileşimlerin tümünü kaynak olarak görüp, dünya kaynaklarının hepsini ticari bir metaya dönüştürerek kontrolsüz bir biçimde yok eden ve dünyayı yok etmeye derelerimizle devam edecek olan ekonomik yaklaşımdır. Dünyada ekosistembu anlayışla geri dönülmez bir yok oluşa girmiştir. Bu anlayışın adı neo-liberalizmdir ya da daha gerçekçi bir söyleyişle “vahşi kapitalizm”dir.

Ülkenin her yerinde, dere halklarının başlattığı mücadele, aslen yok oluşun mücadelesi olarak görülmelidir.Sürdürülebilir bir yaşam için sürdürülebilir, yenilenebilir HES’lerin yapılması desteklenmelidir.

Ülkemizde bugünküanlayış ve uygulanış biçimiyle HES’ler;yenilenebilir enerji kaynağı değil, tam tersine kaynakları tüketen ve yok eden yani doğayı ve yaşamı tehdit eden bir ticari meta aracı olarak işlev görmektedir.

İşte bu nedenle karşı durmak gerekir.

 

 

Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 3.94.202.172
Tarih: 24.2.2020
Akbük Mahallesi 1021 Cadde No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Didim - Aydın
www.akceder.com