AYDINLANMA VE DEMOKRASİ - Ali Can

Bu yazıda; şair,  yazar,  felsefeci,  bilim adamı Afşar Timuçin’in “Aydınlanma Yazıları- Denemeler” başlıklı (Bulut yayınları,  2018) eserini okurken, aydınlanma ve demokrasi bölümlerinde, altını çizdiğim tümcelerden bir seçki yaparak paylaştım. Aslında,  192 sayfalık yapıtın her satırının altının çizilmesi gerektiğini düşündüğümü de belirtmeliyim. Şimdi okuyucuyu Afşar Timuçin’le baş başa bırakıyorum:

 “Kendi usuyla düşünemeyenler başkalarının usuyla düşünmek zorunda kalır. İyi bir bellek ancak doğru bir kavram eğitimiyle sağlanabilir. Kavramlar gerçekliğin zihindeki yansılarıdır. Yanlış kavramlardan ya da eksikli kavramlardan doğru bilgiler türetemeyiz. Ayakları yere basmayan, yani gerçeklikle uyum içinde olmayan,  gerçekliği kendine göre kurmaya eğilimli olan bilinçler tehlikelidir. Gerçek sorumluluklar yasaların belirlediği değil,  bilincin ve ahlak değerlerinin belirlediği sorumluluklardır. Sorumlu olmakla sorumlu tutulmak arasındaki ayrımı görebilmeliyiz.

Aydınlanmış insan şöyle diyecektir: Sorumlu olduğum için insanım ve insan olduğum için sorumluyum. Bu her şeyden önce bir insancılık bildirisidir. Aydınlanma,  insan saygısının ve insana adanmışlığın bilincidir.

Aydınlanma toplumsallık bilincinin ya da insan olma bilincinin özel adıdır. Aydınlanmanın insanı,  kendisine sunulanı kolayca benimseyen ve başını belaya sokmaktansa her güçlüğe katlanmaya hazır olan gündelik insana benzemez. Baş eğme aydınlanma yolundaki kişi için onur kırıcı bir vazgeçişten başka bir şey değildir.

Düşünmek her koşulda bilinenden bilinmeyene doğru ilerlemektir. Aydınlanma süreçleri de bu ilerleyişle gerçekleşiyor. Her gerçek düşünme edimi,  dönüştürücü olma yolunda bir aydınlanma edimidir.

Aydınlanma bir tür düşünenler ve düşünmeyenler savaşımının ürünüdür. Düz bir yaşam,  düşünceden arındırılmış bir yaşam birçok insana her koşulda tehlikesiz görünür ama, her türlü tehlikeyi de barındırır. İnsanların çoğu değişimden çok durallıktan yana görünürler. Düşünce bozguncudur; çünkü gönülleri dingin kılmaz,  her zaman olanı dağıtmaya eğilimlidir. O hep dağıtmak ve yeniden kurmak ister. Düşünce bilinmeyenden bilinene doğru ilerlerken,  bilim de metafizikten somuta doğru ya da metafizikten fiziğe doğru gelişti.

Aydınlanmanın tarihi doğrudan doğruya kültür tarihidir bile diyebiliriz. Kültür alanınınsa kendine özgü değişik koşulları vardır. Kültürün tarihi bir yanıyla da boş inançtan gerçekçi düşünceye doğru ve sanılardan bilime doğru kararlı ama dalgalı bir gidişin tarihidir.

Aydınlanmanın insanı insana ilgi duyar,  buna göre kültürün bütün alanlarına ilgi duyar. Üç ayrı pencereden bakar aydınlanmaya: Bilimin penceresinden,  felsefenin penceresinden,  sanatın penceresinden.

 Demokrasi kavramı aydınlanma kavramına sıkı sıkıya bağlıdır hatta aydınlanma kavramında içkindir. Demokrasinin ne olup olmadığını araştıran kişi sonunda onun hem bir aydınlanma bilinci hem de bir ortaklaşma,  bir paylaşma bilinci olduğu sonucunu çıkaracaktır. Demokrasi bilinci başkalarının varlığını onaylamayla başlar,  buna göre o ‘ben’de başkalarının göründüğü yerdir. O bir insan saygısıdır,  başkalarıyla olma inancıdır.

İnsanın demokrat olmadığı yerde,  demokrasi bilincinin yaşama ağırlığını koyacak durumda olmadığı yerde,  devletlerin demokrat olmasını beklemek çocukluktur.

Yetersiz kişi az ya da çok nasıl olursa olsun,  belli bir egemenlik alanı oluşturamadığı zaman kendini aşağılanmış duyacak ve yetersiz olma duygularından kurtulamayacaktır,  bu yüzden egemenlik onun neredeyse varoluş koşulu. Yetersiz bilinçlerin ağır bastığı toplumlar,  toplumsallık bağlarının en aza indirgendiği toplumlardır.

Aydınlanmış bilinç,  yüce amaçlara yönelik çabanın,  olumsuzu öne çıkaran karamsar bakış açılarına baskın çıkması gerektiğini bilir. Bunun yanında karamsarlıkların özünde bilinç yetmezliğinin bir ürünü olduğunu da bilir. İyimserliğin bir doğal insanlık durumu olduğunu,  buna karşılık karamsarlığın insanın dünyadaki varlığıyla ya da insan olmanın anlamıyla düpedüz tersleştiğini de bilir.

Aydınlanmacı öncelikle umutlu insandır. Aydınlanma bilinci aynı zamanda bir iyimserlik bilincidir.

Aydınlanma bilinci gerçekte demokrasi bilincidir. O hiçbir koşulda bir baş eğme bilinci değildir. Aydınlanma,  insanın kendisiyle giriştiği savaşımın adıdır,  bir onur savaşımının adıdır. Buna göre insanlık tarihinin özünü ya da temel anlamını oluşturur.

Demokratlık aydınlaşmış kafaların başarabileceği bir iştir,  geri kalmış insanın gerçek anlamda demokrat olmasını beklemek çocukluk olur. Ne kadar aydınlanırsak o kadar demokrat olacağız. Demokrasi inancı,  bir paylaşma ve bir tartışma kültürü üzerine oturur.

Bir şey iyiyse ona ulaşmanın yollarını bulmaya çalışmak düşer bize…”

 

 

Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 3.94.202.172
Tarih: 24.2.2020
Akbük Mahallesi 1021 Cadde No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Didim - Aydın
www.akceder.com