19 MAYIS KUTLAMASI AKBÜK’DE BİRLEŞMENİN HARCI OLDU - Haber OzelHaber

19 Mayıs, Atatürkçü Düşünce Derneği, Akbük Kültür ve Çevre Derneği, Akbük Doğa ve Düşünce Derneği ve Cumhuriyet Kadınları Akbük Şubesi’nin bir araya gelmesi ve birlikte çağrı yapması ile kutlandı.

Atatürk Anıtı’na çelenk konması ile başlayan birliktelikte İstiklal Marşı’nın topluca okunmasından sonra, tüm dernekleri ve Ak.ük halkını temsilen kürsüye gelen Ayşıl Haksal, aşağıdaki konuşmayı yaptı:

 

19 MAYIS 2017’DE… 1919 VE NUTUK…

 

Bundan tam 100 yıl öncesinin 19 Mayıs gününde Samsun’a, Osmanlı Ordusu’nun 9.uncu Ordu Müfettişi olarak ayakbastı.

Resmi görevi, Erzurum, Sivas ve Van illeri ile Samsun ve Erzincan ilçelerinde asayişin sağlanmasıydı…

O… Kurmaylık penceresinden ülkeye bakıyor ve şunları görüyordu:

 

“1919 yılı Mayısının 19`uncu günü Samsun`a çıktım.

Genel durum ve görünüş:

Osmanlı Devleti`nin içinde bulunduğu topluluk, Genel Savaş’ta yenilmiş, Osmanlı ordusu her yanda zedelenmiş, koşulları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Büyük Savaşın uzun yılları boyunca, ulus, yorgun ve yoksul bir durumda. Ulusu ve ülkeyi Genel Savaşa sürükleyenler, kendi yaşamlarının kaygısına düşerek, yurttan kaçmışlar. Padişah ve Halife olan Vahdettin, soysuzlaşmış, kendini ve yalnız tahtını koruyabileceğini umduğu alçakça önlemler araştırmakta. Damat Ferit Paşa`nın başkanlığındaki hükümet, güçsüz, onursuz, korkak, yalnız padişahın isteklerine uymuş, onunla birlikte kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma boyun eğmiş.

Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta…

İtilâf devletleri, ateşkes anlaşması hükümlerine uymayı gerekli görmüyorlar. Birer uydurma nedenle, İtilâf donanmaları ve askerleri İstanbul`da. Adana ili Fransızlar; Urfa, Maraş, Antep İngilizlerce işgal edilmiş. Antalya ile Konya`da İtalyan birlikleri, Merzifon`la Samsun`da İngiliz askerleri bulunuyor. Her yanda yabancı devletlerin subay ve görevlileri ve özel adamları çalışmakta. Daha sonra, sözümüze başlangıç olarak aldığımız tarihten dört gün önce, 15 Mayıs 1919`da İtilâf Devletlerinin uygun bulmasıyla Yunan ordusu İzmir`e çıkarılıyor.

Alıntı yaptığımız bu gerçekçi tespitlerin devamı ya kitaplığınızda mevcuttur ya da en yakın kitapçıda sizleri bekliyor…

Yani…

Kıssadan hisse ve sözün özeti şu: Nutku okumadan bu ülkenin nasıl, hangi koşullarda ve hangi ilkeler üzerinde inşa edildiğini bilemeyiz.

Bugünü göremeyiz.

Hatta –gerçek anlamda- Atatürkçü bile olamayız…

İçine yuvarlandığımız karanlık çukurun genişliğini ve derinliğini görüp/anlayamayız; bizi yukarı tırmandıracak ipin ucunu yakalayamayız…

 

Bugüne tarih düşüyoruz:

-   19 Mayıs 2019!.. Pazar.

Bundan sonrası sizlere kalmış.

 

Sözlerim biraz uzun oldu ve biraz daha olacak… Bağışlayın.

Çünkü, 1919’dan 2014’e ve oradan da 2019’a varan yol çok uzun.

 

Mustafa Kemal Paşa, 3 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresi’ni açış konuşmasında şöyle diyordu:

-      Tarih, bir milletin kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman inkâr edemez. Dolayısıyla, böyle bir batılın arkasından vatanımız ve milletimiz aleyhine verilen hükümler iflasa mahkûmdur...

-      Memleketimizde çok miktarda yabancı parası ve birçok propagandalar cereyan ediyor. Bundaki gaye pek açıktır ki, millî hareketi yarıda bırakmak, millî emelleri felce uğratmak ve vatanı işgal gayelerine ulaşmaktır.

 

-      Bununla beraber her devirde, her ülkede ve her zaman olduğu gibi, bizde de kalbi ve sinir sistemi zayıf insanlarla beraber, refah ve şahsî menfaatlerini vatan ve milletin zararında arayanlar vardır… Zayıf noktaları arayıp bulmakta pek usta olan düşmanlarımız, ülkemizde bunu adeta bir teşkilat haline getirmişlerdir. Fakat mukaddes gayesi için çırpınan tüm millet, bunları mutlaka süpürecektir...

 

Belki de o günkü koşullarını en iyi ve objektif olarak Churchill’in şu satırlarında görebiliyoruz:

-      Türk, kötü yönetim yüzünden, bitmez tükenmez felaketler ve harplerle çökmüş, çevresinde imparatorluğu paramparça olmuştu. Fakat o hâlâ canlı idi. Göğsünde, dünyaya meydan okumuş ve yüzyıllar boyunca bütün istilacılara karşı başarı ile mücadele etmiş bir ırkın kalbi çarpıyordu. Dünyaya düzen verecek adamlar, Paris’in duvarları kumaş kaplı, yaldızlı salonlarında toplanmışlardı. İstanbul’da müttefik filolarının topları altında çalışan bir kukla hükümet bulunuyordu. Lakin Türk’ün anayurdu Anadolu’nun sarp tepeleri üzerinde bir avuç insan kaderlerinin bu şekilde tayin edilmesini kabul etmiyorlardı...

 

Evet, etmiyorlardı!

Ne ekonomileri vardı; ne topları, ne tüfekleri.

Ama yüreklerinde, tam bağımsız bir Cumhuriyete olan akıl dolu bir inanç taşıyorlardı.

Yollarını uygarlık, akıl, aydınlanma ve zafere olan inanç aydınlatıyordu.

İşbirlikçi değildiler!..

Teslimiyetçi değildiler.

Düşündüler, birleştiler, güçlerini birbirine ekleyip, al bayraklarını “misak-ı Milli” hudutlarına diktiler.

İşte bu noktadır Lozan!..

Türkiye, tam bağımsız ve laik Cumhuriyeti bedavadan kazanmadı.

Bir destan yazarak, bedelini kanla, terle, bilinçle ödeyerek, söke söke elde etti.

Vatanın savunulması, her şeyden önce, bu mirasa karşı sahip olmamız gereken bir sorumluluk ve namus borcudur.

Bu gerçeği herkesin bilmesi, anlaması, bilincine yerleştirmesi gerekir.

Çünkü bu borç, ancak böyle ödenir.

Ve 19 Mayıs 1919’da başlayan “Tam Bağımsız, demokratik hukuk devletini yeniden inşa yürüyüşünün yıldönümü de ancak, bu yöndeki bir bilince sahip olmakla kutlanabilir.

 

19 Mayıs öncelikle, Atatürk’ün düşüncelerini hatırlama ve anma bayramıdır…

Bayramınız kutlu olsun!

 

Temsili bayrak koyma etkinliğinin ardından topluca Migros arkasındaki Karavan-Kafe  [yeni adıyla Günbatımı Muhabbeti]’ne gidildi ve hep birlikte kahvaltı edilerek günün siyasi gelişmeleri üzerine konuşmalar yapıldı.

 

Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 34.237.76.91
Tarih: 20.9.2019
Akbük Mahallesi 1021 Cadde No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Didim - Aydın
www.akceder.com