GARDROP ATATÜRKÇÜLÜĞÜ’NÜ NİHAYET AŞTIK… - Faruk Haksal

Yeni çare [ ya da yol-yöntem] TIR Atatürkçülüğü’dür.

Dahiyane bir buluştur gündeme getirilen “etniklik[!]..”

Haberler, iletiler, birkaç kişinin akıllı telefonlardan gönderilen “akıl” yüklü iletişimler aracılığı ile öğrendik ki, Didim’e, oradan da Akbük’e Atatürkçü TIR’lar sükûn edecekmiş…

Sükûn sözcüğü, bilindiği gibi “iskan”dan geliyor.

Yani… Bugünün entel dili ile bu işlevsel TIR, Didim ve Akbük’de önemli konjonktürel noktalara konuşlanacaklarmış.

Didim’e yetişemedik.

Ama Akbük’deki manzaraya bizzat tanık olduk.

Durum –gerçekten- hayli mafiş!..

TIR’ın durumu değil, Atatürkçülüğün itelendiği köşe acı veriyor insana…

TIR’ın başında ADD yöneticilerinden bir tutam “gönüllü” seyrek ve seyreltilmiş bir nöbet içinde görevlerini yerine getiriyorlar.

Demlikleri var. Çayları da; plastikten de olsa bardakları ve hatta ithal şekerleri bile…

Ama gelen-gideni arıyor gözler: İşte o yok!

Sonra da TIR’ın içi… Ve içeriği!

Sözün kısası, Cumhuriyet adı verilmiş bu TIR [sadece] tekerlekli ticari bir dükkân…

İçerideki manzara ve satışa sunulan metalar daha da garip, üzücü, şaşırtıcı, acı verici…

Örneğin, en çok saat satışa sunulmuş.

Dizi dizi cafcaflı kol saatleri…

Ne alakası var Cumhuriyetle, Atatürk’le; ne getiriyor bu saatler Erzurum-Sivas-Ankara’dan Akbük’e?.. Bilinç mi?

Yok canım: Olsa olsa, kerameti kendinden menkul ticari “çok özel” bir teşebbüs…

Sonra o tespih görünümünde süslü hatun bilezikleri…

Sonra bir kenara Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kontrplaktan yapılmış maketini oturtmuşlar. Gelip yanındaki sıraya çökerseniz… Sanki O’nunla bir araday[mış]sınız gibi fotoğraf çektirebiliyorsunuz. Nasıl bir imkan, nasıl bir vitrin, ne dahiyane bir buluş…

Yok yok üst düzey bir yaratıcılık!

Bir de TIR’ın kapısının girişindeki levha dikkat çekiyor. Şöyle yazıyor levhada: GİRİŞ ÜCRETSİZDİR… [Hay Allah!]

Ne cömertlik!

Ve sonra…

Evet, en önemlisi bu sonranın dibinde zaten…

Bu koskoca TIR’ın içinde ne yok biliyor musunuz?

Hayır, bilemezsiniz; asla tahmin edemezsiniz.

Biz söyleyelim:

Devrim tarihimizin en büyük belgesi olan NUTUK yok, Nutuk!..

Orijinal olduğu üstünde yazılı olan Nutuk camekan içinde kilit altında..

Yani… TIR Atatürkçülüğü’nde Nutuk ıska geçilmiş…

Bilezik var, sıra sıra rozet var, bol miktarda kol saati var.

Ama Nutuk yok!

Milli Devrim”imizin siyasi-askeri-sosyal-kültürel tarihçesinin birinci elden anlatımına yer yok…

Ve bir de insanın içini sızlatan bambaşka bir şey:

Bütün bu pazarlama emtiaları; Zübeyde anamızın, Bahriye Üçok’ların, nice nice Cumhuriyet Devrimimizin sembolü olmuş yiğit aydın kişinin posterlerinin hemen altındaki bir tezgâha dizilmiş…

Dizi dizi… Sıra sıra. Tezgah tezgah üstüne…

Ama “kapış kapış” değil.

Bu noktada durup düşünmeli insan: Hem bu emtialar ne diye kapışılsın ki…

 

@farukhaksal42

farukhaksal@gmail.com

www.haksal.av.tr

 

Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 3.95.131.97
Tarih: 13.11.2019
Akbük Mahallesi 1021 Cadde No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Didim - Aydın
www.akceder.com