SAVAŞ ZORUNLULUK DEMOKRASİ - Faruk Haksal

Tüm yaşamı savaşlar içinde geçen Gazi Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyor:

-      Ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe savaş bir cinayettir.

Yani, vatanın savunması için silaha sarılmak gerekli olacak; şartlar illaki zorunlu kılacak.

Bugün yaşanan ortamda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye Harekâtı zorunlu mudur?

Evet zorunludur.

Bir başka deyişle, ülke çeşitli nedenlerle o zorunluluğun içine itilmiştir.

Dolayısıyla bugün gelinen noktada “savaşa hayır” sloganı soyut bir kavramdır.

Hatta oldukça tehlikelidir.

Çünkü o soyutluğun içi birileri tarafından ustaca –ve- sinsice doldurulabilir…

 

Yıllardır yaşamakta olduğumuz siyasal ortamda savaşın ülkemiz için niçin zorunlu hale gelmiş olmasının sorgulanması başka şeydir… Şu anda içinde debelendiğimiz terör gerçeğinin ciddiyetini görmezden gelmek çok daha başka bir şeydir.

Orta-Doğu bir bataklık mıdır?

Evet öyledir.

Bu bataklıktan her ne şekilde olursa olsun çıkmak yaşamsal bir zorunluluk mudur?

Evet öyledir.

Bu zorunluluğun bir gereği olarak [maalesef] silaha sarılmak bir vatan görevi midir?

Evet öyledir.

Ama Türkiye’nin bu bataklığa sürüklenmesinin nedenlerini sorgulamak [ve eleştirmek] de ayrı ve ciddi bir vatan görevidir…

Bugün o bataklığın içinden çıkmak için elimizden ne geliyorsa onu yapmak zorundaysak; o bataklığın içine nasıl sürüklendiğimizi anlamak ve idrak etmek de o kadar önemli ve gereklidir.

Türkiye büyük bir devlettir.

Bu badireden de er veya geç çıkacaktır.

Ama önemli olan, bir daha o bataklığın yanına dahi yaklaşmamanın yolunu ve yöntemini keşfetmek ve düstur bellemektir.

Bunun yolu ve yöntemi de; öğrenmek, sorgulamak ve anlamaktan geçer.

Özgür bir düşünce ortamında, türlü çeşitli tuzaklara düşmeden, karşı safın manipülasyonlarına kanmadan, duygularımızla değil, bilgi dağarcığımız ile sağduyumuzu diri tutarak, tarih bilinci ve kurmaylık birikiminin rüzgârını arkamıza alarak; düşünerek, öğrenerek ve yine öğrenerek, sonra yine düşünerek… İşte sadece bu yöntemle ve bu yoldan giderek o bataklıktan kendimizi sıyırabiliriz.

Höt-höt’lerle değil…

Mehter Marşı’ı ile hey-hey”lenerek değil.

Düşünerek, birleşerek ve yine düşünerek, yine birleşerek!

 

Ama… Hiç kimse endişe etmesin.

Biz bu hendeğin üstünden de atlarız.

Ve atlayacağız: Çünkü başka yolu yok!

İkinci bir seçenek, asla na[!]-mevcut…

 

@farukhaksal42

farukhaksal@gmail.com

www.akceder.com

www.haksal.av.tr

 

Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 3.95.131.97
Tarih: 13.11.2019
Akbük Mahallesi 1021 Cadde No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Didim - Aydın
www.akceder.com