TÖREN ATATÜRKÇÜLÜĞÜNÜN ÜSTÜNDEN ATLAMAMIZ GEREK - Faruk Haksal

İşte yine o gün…

İşte yine onun heykelinin önünde başlarımız öne eğik.

Resmi dairelerde bayraklar yarıya indi.

Kulaklarımız hoparlörlerden yükselen tiz sesle çınlıyor:

-      Sarı saçlı mavi gözlü… Nerdeeee?..

Peki ya sonra?..

Sonrasında bir şey yok.

Hiçbir şey yok.

Harç bitti, yapı paydos!

Biteviye, alışageldiğimiz gibi, [hatta] huzur içinde günlük yaşantılarımıza devam edeceğiz.

Birileri diyecektir ki,

-      Abartıyorsun. Bak etrafına… Her geçen gün 10 Kasımların, Cumhuriyet Bayramları’nın ateşi daha da alevlenmektedir, görmüyor musun?

-      Evet görüyorum. Ama o ateşin hemen 11 Kasım’da sönüp, küllerinin içine gömüldüğünü de görüyorum.

Evet, ben böyle görüyorum.

Ve işte onun için de her 10 Kasım’da gerçek bir matem bedbinliği içine yuvarlanıyorum.

Sonra?

Ama sonra… 11 Kasım’dan itibaren kaldığım yerden devam ediyorum.

Ve diyorum ki:

Eyyyy millet…

Gazi Paşa bu ülke halkına bir kurtuluş savaşı ve ardından gelen ulusal bağımsızlık hediye etti.

Onurlu, bağımsız, başı dik, borçsuz, halkının gücüne dayanan ve onun mutluluğunu temel amaç edinen bir Ulus-Devlet’i ve o Devlet’in halkçı, devrimci, ilerici, rasyonel, laik ve aydınlık düzenini ve bu düzene ait temel ilkeleri düstur eyledi... Ve bunun adına da 6 OK dedi!

Kurduğu partinin bayrağına bu OK’ları çiviledi!..

Ancak…

O kuşaklar [yani bizler] bu ilkelere gerçekten ve eylemli olarak sahip çıkamadıktan sonra...

Cumhuriyet, bunca yıllık kazanımları ile kendi kendisini korumayı beceremedikten sonra...

Gelecek kuşaklar... Yani... Bizler...  Bağımsız, laik ve aydınlık bir Türkiye’ye layık olamayız.

Böyle bir ülkede yaşamaya hak kazanamayız.

 

 “Atam, atam... Sen kalk da ben yatam,” edebiyatının üzerine, Atatürkçü düşüncenin bilincini yerleştirmeden ve bu uğurda sahici bir mücadele ortaya koymadan gerçek yurtseverler olamayız.

İşte 10 Kasım’larda bu düşünce, inanç, güç, direnç ve namustur altını çizmemiz gereken...

Tören Atatürkçülüğü ile bu ülkeyi kurtaramayız, onaramayız…

Evet, bugünün şartlarında tıpkı O’nun gibi birine, hatta birilerine olan ihtiyacımız daha da artıyor.

Ama o birisini ya da birilerini bir yerlerden ithal etmeyeceğiz.

Uygarlık gökten zembille inmez.

Çalışarak, aydınlık dimağların alın teri ile kazanılır.

Devrimcilik bir süs söylemi değildir.

Hâkimiyeti, hakikati ve kaderi göklerde değil, yeryüzünde arayıp bulacağız.

Kendi kaderimize kendimiz egemen olacağız.

İşte bu nitelikte bir bilince yükselip, o bilinci yaşamımızın eylem kılavuzu yaptığımızda O’nu gerçekten anmış; O’na gerçekten layık olmuş olacağız.

Tören Atatürkçülüğü’nün üstünden atlayıp O’nun düşüncelerini aydınlanma devrimimizin merkezine yerleştireceğiz...

“10 Kasım”lar, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e vereceğimiz hesabın muhasebe günüdür.

Böyle olmalıdır.

 

Tüm ulusun başı sağ, bilinci aydınlık olsun!..

 

 @farukhaksal42

farukhaksal@gmail.com

www.akceder.com

www.haksal.av.tr

Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
İp: 18.205.60.226
Tarih: 13.12.2019
Akbük Mahallesi 1021 Cadde No: 26 (Sahil Yolu Üzeri) Didim - Aydın
www.akceder.com